Yarısı bile 100 millyar doların üzerinde

Türkiyenin büyük rezervlere sahip toprakları hakkında.

Yeni araştırmalar sonucunda çok önemli verilere ulaşıldı.

Bakın Cennet Vatanımızda neler çıktı neler.

Enerji ve Tabii Kaynak lar Bakan Yardımcısı olan Mithat Cansız bey.

Türkiye’nin altın madeninde bin 200 ton kanıtlanmış rezervi bulunduğunu belirtti sözlerine şöyle devam etti Potansiyeli ise 6 bin 500 ton. Bir tonu 45 milyon dolar üzerinden işlem görüyor. YARISI BİLE 100 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE Potansiyelimizin yarısını bile kullansak, 100 milyar doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşabiliriz.’ dedi. Cansız, 2. Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Zirvesi kapsamında madencilik sektöründe atılan adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Madencilik sektöründe iş akışının hızlandırılması

ve güvenli madencilik uygulamaları kapsamında önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini kaydeden Cansız, madenlerde denetimleri de artırdıklarını söyledi. Cansız, geçen yıl bin 248 maden sahası ihale edilerek 253 milyon lira gelir elde edildiğini ve 2019’da 2 bin sahanın ihale edilmesinin hedeflendiğini bildirdi. Türkiye’nin maden potansiyelinin de çok yüksek olduğunu ve bunu değerlendirerek sektördeki ithalatın önemli ölçüde önlenebileceğini aktaran

Cansız, “Türkiye’nin altında kanıtlanmış rezervi bin 200 ton, potansiyeli ise 6bin 500 ton. Bir tonu 45 milyon dolar üzerinden işlem görüyor. Potansiyelimizin yarısını bile kullansak 100 milyar doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşabiliriz.” diye konuştu. Cansız, ayrıca maden kanununda yapılan son düzenlemeleri de değinerek, metalik madenlerin yurt içinde ve entegre tesislerde kullanılıp metal üretilmesi durumunda, ödenen devlet hakkındaki indirim oranının yüzde 50’den yüzde 75’e çıkarıldığını kaydetti.

Ak Partiden ek gösterge açıklaması..3600 ek gösterge paketi hazır..

Ankara Spor Salonu’nda AK Parti Seçim Beyannamesi ve Milletvekili Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, polis, öğretmen, hemşire, din görevlisi ve diğer idarecilerin emeklilik ek göstergelerini de 3600’e çıkaracaklarını açıkladı. Peki 3600 ek gösterge artışı ne zaman yapılacak? Milli Eğitim Bakanı (MEB) Ziya Selçuk, öğretmenlere öğretmenler gününde ek gösterge konusunda bir sözlerinin olacağını açıklamıştı. Milyonlarca kişiye müjde nihayet geldi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’dan 3600 ek gösterge açıklaması geldi.Ankara Spor Salonu’nda AK Parti Seçim Beyannamesi ve Milletvekili Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, polis, öğretmen, hemşire, din görevlisi ve diğer idarecilerin emeklilik ek göstergelerini de 3600’e çıkaracaklarını açıkladı. Peki 3600 ek gösterge öğretmen maaşını, polis ve din görevlisi maaşını nasıl etkileyecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Sağlık çalışanlarımıza yönelik zaman zaman duyduğumuz saldırıların asla affedilir, hafife alınır bir tarafı yoktur.” dedi.

Hemşirelerin 3600 ek gösterge meselesinin söz verildiği şekilde çözüleceğini belirten Erdoğan, “Seçimden sonra ele alacağımız konulardan biri de budur.” diyerem 3600 ek gösterge artışı için müjdeyi verdi. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, ”3600 ek gösterge talebi takvim uygun olursa seçimden önce çıkarılacak. Meclis kapanmadan torba yasa teklifi gündeme gelebilir” dedi.

SGK tam 24 ay boyunca maaş bağlayacak işte şartları

Sosyal Güvenlik Kurumundan müjdeli bilgi geldi

SGK’dan daha önce sigorta yaptıranlar ile ilgili önemli açıklama.

24 Ay kesintisiz maaş bağlanacak.

Sürekli iş görmezlik kabul edilecek durumlar belli oldu.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK),çalışamayacak durumda olan sigortalılara malûl aylığı, engelli aylığı ve sürekli iş göremezlik geliri adı altında aylık ve gelir bağlıyor. Bunlar birbirine karıştırılabiliyor. Çalışırken hastalanan ve çalışma gücünü kaybeden sigortalılara malûl aylığı bağlanır. SGK, hastalık türlerine göre önce 12 ay ile 24 ay arasında değişen sürelerde malûl aylığı bağlıyor. Tedavi sonrasında çalışma gücünde kayıp oranı yüzde 60’ın üzerinde olursa, bu durum devam ettiği sürece malûl aylığı bağlanır.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) ödediği malul aylığı, engelli aylığı ve sürekli iş göremezlik gelirini birer cümle ile anlatalım. Malûl aylığı, çalışırken ağır tedavi gerektiren hastalık geçirenlere ödeniyor. Sigortalı olarak çalışmaya başlamadan önce engelli olan kişilere malûl aylığı bağlanmıyor ama daha erken emekli olmalarına imkân sağlanıyor. İş kazası ve meslek hastalığı sonucu çalışma gücünü en az yüzde 10 kaybedenlere de sürekli iş göremezlik geliri bağlanıyor. Bunların her birinin koşulları farklı. Üzerinde durmak istediğimiz konu ise malûl aylığı.

İlgili yönetmelikte maluliyet süresi ayrıca belirtilmeyen tüm kanser hastalıklarında, tanı konulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde başvurmak koşuluyla 18 ay süreyle maluliyet aylığı bağlanıyor. Bazı hastalıklarla ilgili tanı konulduğunda ise 12 ya da 24 ay süreyle aylık bağlanabiliyor. Kemik iliği nakli yapılanlar 12 ay, kan kanseri tedavisi görenler ve verem hastaları 24 ay malûl aylığı alabiliyor. Bu süreler, tedavisi tamamlanamayanlar için, rapor almak suretiyle uzatılabiliyor. Tedavinin sonunda, sağlık kurulu raporu alarak yüzde 60 ve üzerinde çalışma gücü kaybı olduğunu belgeleyenlerin malûliyet aylığı devam ediyor.

BİR YIL İÇİNDE BAŞVURU Malûl aylığı bağlatabilmek için, tanı konulduktan itibaren bir yıl içinde başvuruda bulunmak gerekiyor. Her bir hastalık için farklı olan mâlul aylığı ödeme süresi, sağlık kurulu raporu tarihinden itibaren başlıyor. Raporu aldıktan sonra hemen SGK’ya başvurmak gerekiyor. Aksi takdirde, gecikilen süre kadar eksik aylık ödenir. Örneğin, 18 ay malûl aylığı bağlanması mümkün olan hastalığa yakalanan sigortalı, raporu aldıktan sonra iki ay geç başvurursa, 18 yerine 16 ay süreyle aylık alabilir. Kanser ve organ naklinin yanı sıra çalışmaya olanak vermeyen genetik hastalıklar, MS, parkinson, alzheimer, demans, sara ve bazı psikiyatrik hastalıklar, kalp yetmezliği, sindirim sistemi kanamaları, astım, KOAH, uyku bozuklukları gibi hastalıklar için tedavi döneminde malûl aylığı bağlanabiliyor.

EN AZ 1800 GÜN PRİM

Ağır hastalık teşhisi konulanlara belli süreyle malullük aylığı bağlanabilmesi için en az 10 yıl sigortalı olma ve 1800 gün prim ödeme koşulu aranıyor. Geçici malûl aylığının kalıcı hale getirilebilmesi için hastalık dolayısıyla çalışma gücünde en az yüzde 60 oranında kayıp olduğuna dair sağlık kurulu raporu gerekiyor. Başkasının bakımına muhtaç durumundaki hastalarda on yıllık sigortalılık süresine bakılmıyor. Ancak, onlarda da en az 1800 gün prim ödeme şartı aranıyor. EKSİK GÜN BORÇLANMA İLE TAMAMLANABİLİYOR Prim günü 1800’ün altında olanlar, eğer varsa borçlanabilecekleri günleri borçlanmak suretiyle eksik günlerini tamamlayabiliyor. Erkekler askerlik sürelerini, kadınlar doğum sonrası çalışmadıkları süreleri ve ücretsiz izin günlerini borçlanabiliyor.

MALULLÜK AYLIĞI NASIL HESAPLANIR?

Malûllük aylığı, esnaf (4/b) ve memurlarda (4/c) prim gün sayısı 9000 günden az ise 9000 gün üzerinden; 9000 gün ve daha fazla ise toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden bağlanıyor. İşçi (4/a) statüsünde çalışanlarda prim gün sayısı 7200 günden az ise 7200 gün üzerinden; 7200 gün ve daha fazla ise toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden hesaplanıyor. Kişi başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise aylık bağlama oranı 10 puan artırılıyor. Örneğin, 1800 gün prim ödemiş bulunan bir işçiye malûl aylığı bağlanırken, yirmi yıl, yani 7200 gün prim ödemiş kabul ediliyor. Ama işçinin primi 8 bin gün ise aylık bu prim günü üzerinden bağlanıyor.

MALUL AYLIĞI BAĞLANANLAR ÇALIŞMAYA BAŞLARSA AYLIKLARI KESİLİR Mİ?

Sonradan çalışmaya başlayanların malûllük aylığının kesilip kesilmemesi, sigortalının statüsü, aylığın 2008 ekim öncesi veya sonrasında bağlanması, sigortalı olarak ilk defa çalışmaya 2008 ekim öncesi veya sonrasında başlanması gibi durumlara bağlı olarak farklı kurallara tabi. Genel olarak 2008 ekim öncesinde bağlanan aylıklar ile ilk defa çalışmaya 2008 ekim öncesi başlayan işçi (4/a) statüsünde olanların malûl aylıkları, bu statüde çalışmaya başladıklarında kesiliyor. Aynı kişiler BAĞ-KUR’a tabi bir işte veya kamuda çalışırlarsa malûl aylıkları kesilmiyor. İlk defa çalışmaya 2008 ekim ayı ve sonrasında başlayan işçi, memur ve esnafın malûl aylığı ise hangi statüde çalışırlarsa çalışsınlar genel olarak kesiliyor.

BAŞKASININ SÜREKLİ BAKIMINA MUHTAÇ OLMA KRİTERLERİ NELER? Sigortalıların başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğu durumlar mevzuatta şöyle düzenleniyor: Her iki kol ve bacak felci İki bacakta felç Vücudun sol ya da sağ yarısında felç Ruh sağlığı kliniğinde kalmayı gerektiren psikotik hastalıklar İki gözde yüzde 100 görme kaybı İki elin kaybı Bir kolun omuzdan ve bir bacağın kalçadan kaybı Her iki bacağın alttan en az 1/3’ünün kaybı Ağır beslenme bozuklukları Yardımcı solunum cihazlarına sürekli bağımlılık Giyinme, beslenme, fonksiyonel mobilite, bağırsak ve mesane bakımı, kişisel hijyen ve tuvalet ihtiyaçları gibi günlük yaşam aktivitelerinin sağlanamaması.

HANGİ HASTALIKLAR İÇİN MALUL AYLIĞI BAĞLANIYOR?

Malûliyet aylığı bağlanmasını gerektiren hastalıklar şöyle: – Kanser (Baş ve boyunun yumuşak dokusu, cilt, lenfoma, lösemi, multipl myelom, tükrük bezleri, tiroid bezi, meme, sinir sistemi, akciğer, mide, ince ve kalın barsak, karaciğer, safra kesesi, safra yolları, pankreas, böbrek, mesane, genital yollar, prostat, testis, penis kanserleri) – Epilepsi – Demans – Beyin tümörleri – Parkinson sendromu – Serebral palsi – Multiple Skleroz (MS) – Zeka gerilikleri (IQ 50 ve altı) – Şizofreni – Bipolar bozukluk – Görme azlığı – Retina kanamaları – Yardımsız ayakta durmayı engelleyen denge bozuklukları ile birlikte işitme kaybı – Anemi – Kol, bacak gibi organ kaybı – Behçet hastalığı – Gastrointestinal kanamalar – Karaciğer sirozu – Karaciğer nakli – Kalp yetmezliği – Kalp kapak hastalıkları -Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları – Solunum sistemi hastalıkları – Kalp nakli – Böbrek nakli – Akciğer nakli – Tüberküloz – AIDS

Emekliye büyük bir zam daha geliyor

Emeki olan Vatandaşlar gözünü meclise dikti büyük bir zammın gelmesi artık çok yakın 2000 yılından sonra emekli olanların gözü Meclis’ten çıkacak kararda. Beklentiler gerçekleşirse 5 milyon emekliye 355 liraya varan zam yapılacak.

Milyonlarca emekli intibak beklentisi taşıyor. 2000 yılı ve sonrasında emekli olanlar, 2000’den önce emekli olanların aylıklarında 355 liraya varan artış getiren intibak düzenlemesinin kendileri için de hayata geçirilmesini istiyor.

Bunun için Meclis’ten yasa çıkarılması bekleniyor.

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED), Meclis’e sunulmuş intibak içerikli 3 ayrı yasa teklifinin bulunduğunu belirtirken, emekliler de yeni intibak için umutlu olduklarını söylüyor.

Her fırsatta taleplerini dile getiren emekliler, 2000’den önce emekli olanların yararlandığı intibak düzenlemesinin, sonra emekli olanları da kapsamasını istiyor.

Eğer intibak yasası çıkarsa, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu detaylı bir çalışma gerçekleştirecek.

ZAM FARKI YATIYOR

MEMUR emeklilerine, dul ve yetimlerine yüzde 8.65’lik Temmuz artışıyla oluşan zam farkları yatırılıyor. Emekli Sandığı’ndan emekli, malul, vazife malulü, dul veya yetim aylığı alanların fark tutarları, 26 Temmuz Perşembe gününden itibaren ödenecek. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre; Emekli Sandığı’ndan emekli, malul, vazife malulü, dul veya yetim aylığı alan toplam 2 milyon 179 bin 456 kişinin, 1 Temmuz 2018’den geçerli olmak üzere aylıklarında oluşan fark tutarlarının, aylıklarını aldıkları banka şubelerine gönderilerek 26 Temmuz tarihinde ödemelerinin yapılacağı belirtildi. Ödenecek fark tutarının da 591 milyon 133 bin 92 lira 16 kuruş olduğu vurgulandı. Aylıklarını 3’er aylık veya her ay alanlar için uygulanacak ödeme şekli şu şekilde sıralandı:

NE KADAR ÖDENECEK?

1. grupta Mayıs-Haziran-Temmuz döneminde aylık alanlara Temmuz ayı olmak üzere 1 aylık tutarında;

2. grupta Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde aylık alanlara Temmuz ve Ağustos ayları olmak üzere 2 aylık tutarında;

3. grupta Temmuz-Ağustos-Eylül döneminde aylık alanlara Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları olmak üzere 3 aylık tutarında;

Aylıklarını her ay alanlara ise Temmuz ayına ait 1 aylık tutarında ödeme yapılacak..

Gri listedeydiler hepsi yok edildi

İçişleri Bakanlığı: “Mardin’de, Biri Te Arananlar Listesinde 300 Bin TL Ödülle Gri Kategoride Yer Alan Te Olmak Üzere; Toplam 3 Te Etkisiz Hale Getirildi”
çişleri Bakanlığı, Dargeçit ilçesinde PKK’lı ter yönelik düzenlenen operasyonla ilgili yazılı açıklama yaptı. 1’i, te arananlar listesinde 300 bin lira ödülle gri kategoride yer alan 3 tere etkisiz hale getirildiği belirtilerek şöyle denildi:

“Mardin Dargeçit ilçesi kırsal Yumurtalı Mahallesi’nde sığınak olarak kullanıldığı tespit edilen bir mağarada bugün yapılan operasyon neticesinde; tere arananlar listesinde 300 bin TL ödülle gri kategoride yer alan ‘Dilhaz’ kod adlı Orhan Ok, ‘Reber’ kod adlı Kasım Saptık ve ‘Aras Rezzan’ kod adlı İran uyruklu toplam 3 tere silah ve mühimmatlarıyla birlikte etkisiz hale getirilmiştir. Etkisiz hale getirilen Kasım Saptık’ın, 2017 yılında Jandarma Uzman Çavuș Hikmet Zengin’in șehit edilmesi, 2018 yılında Mardin Dargeçit ilçesinde yola yerleștirilen EYP’nin patlatılması sonucu 9 güvenlik görevlisinin șehit edilmesi olaylarını gerçekleștiren tere grubun içerisinde yer aldığı tespit edilmiștir.”

KPSS’ye girmeyenlerde başvurabilecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 100 günlük eylem planları vatandaşlar tarafından oldukça olumlu karşılanmıştı. Vatandaşlar tarafından hükümetin yapacağı icraatları bilmek son derece önemliydi. Ekonomideni kamu personel alımlarına kadar birçok maddeyi içeriğinde barındıran 100 günlük eylem planlarında İçişleri Bakanlığı’nın alacağı Jandarma Uzman Erbaş alımları da yer almıştı. İşte bu haberimizde 100 günlük eylem planlarında yer alan 2019 Jandarma Uzman Erbaş alımlarına değineceğiz.

Resmi Gazete’de yayımlanan ilana ve Jandarma Genel Komutanlığının internet sitesinde yayımlanan başvuru kılavuzuna göre, kurumun sözleşmeli uzman erbaş (komando ve asayiş) ihtiyacını karşılamak amacıyla bugün başlayan ön başvurular 4 Nisan Perşembe günü saat 23.59’a kadar internet üzerinden yapılabilecek.

Ön başvurular sadece Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Personel Temin Sistemi üzerinden e-Devlet kapısı aracılığıyla e-Devlet şifresi, mobil imza, e-imza, T.C kimlik kartı veya internet bankacılığı seçeneklerinden birisi ile giriş yapılarak gerçekleştirilebilecek. İnternet ortamı dışında posta yoluyla veya şahsen yapılan başvurular dikkate alınmayacak.

Ön başvuru yapan adaylardan çağrılma önceliklerine göre, sınav tarihi ve sınav alanlarının kapasitesi nedeniyle sadece 40 bin aday sınavlara çağrılacak. Sınavlara çağrılacak adayların 20 bini 2018 KPSS’ye girmiş ve P3, P93, P94 puan türlerinden en az 50 puan alanlardan, diğer 20 bini ise KPSS’ye hiç girmeyenler ile sınava giren ancak 50’nin altında puan alanlardan seçilecek. 2018 yılı KPSS puanı 50’nin altında olanlar KPSS’ye girmeyenlerle birlikte değerlendirilecek.

SÖZLEŞMELİ UZMAN ERBAŞLAR İÇİN ARANAN ŞARTLAR

Başvuruda bulunacak adayların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve erkek olmaları, nüfus kaydına göre 4 Nisan 2019 tarihi itibarıyla 20 yaşından gün almış ve 27 yaşını bitirmemiş olmaları (4 Nisan 2000 – 1 Ocak 1992 tarihleri arasında doğanlar) gerekiyor. Adaylardan askerlik hizmetini yapma şartı aranmıyor ancak askerlik hizmetini yapmakta iken müracaat edenler için birlik komutanlıklarınca düzenlenen nitelik belgesinden 80 puan ve üzeri not almış olmaları gerekiyor. Ayrıca askerlik hizmetini yapmış olan adaylar için müracaat tarihinin son günü itibarıyla terhisinin üzerinden 5 yıldan fazla süre geçmemiş olması şartı aranıyor.

Adayların en az 164 ve en fazla 210 santimetre boyunda olmaları ve kilolarının başvuru kılavuzunda yer alan boy-kilo oranları değerleri içerisinde yer alması isteniyor. Başvurusu kabul edilip seçme sınavlarına katılmaya hak kazanan aday listesi ve sınavlarla ilgili uygulama esasları, sınav yeri, sınav tarihi ve diğer tüm duyurular “www.jandarma.gov.tr”, “www.jsga.edu.tr” ve “www.dpb.gov.tr” internet adreslerinden ilan edilecek.

Erdoğan Abdullah Gül’ü böle keppaze etti

Reis-i Cumhur Erdoğan yaptığı Yozgat mitinginde uzun zaman dillendirmediği bir konuyu dile getirdi Arkasından iş çeviren başta Abdullah Gül olmak üzere birçok eski Ak Partiliye Açık açık bakın nasıl Seslendi Erdoğan şunları söyledi Yola çıktığımız bazı arkadaşlarımıza Makam mevki verdik ama onlara siz biraz dinlenin deyince hemen başka Trene binmeye çalıltılar sözleriyle çok sert yüklendi.

ERDOĞAN BAKIN NELER SÖYLEDİ

Bize İhanet ettiler dedi yarında gittikleri yerlere ihanet edecekler dedi açık açık deşifre etti

UMUT PARTİSİ İSMİNDE PARTİ KURDULAR

Daha önce “Davutoğlu’nun partisi hazır, pek yakında geliyor, Babacan ise beklemede” diye yazdığını hatırlatan Altaylı, dün yenibirparti.org’un Twitter hesabının 11. Cumhur başkanı Abdullah Gül, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Başbakan Yardımcısı Ali Baba can’ı takip ettiğini hatırlattı. Bu hesabın daha sonra silindiğini belirten Altaylı, “Bilmece bildirmece, tweetler silinmece” başlığıyla yayımlanan yazısında sözlerine şöyle devam etti:

YENİ PARTİDE KİMLER VAR

Yenibirparti sitesinde partinin kadrosuna ilişkin son dakika açıklaması geldi. “Partimizin programına son hali verilecek ve sonrasında kadromuz kamuoyu huzuruna çıkacaktır.” denildi.

Yeni Partinin misyonu ise şöyle açıklandı: “Ülkemizi ekonomik, askeri, sosyal ve kültürel alanlarda dünyanın başat güçlerinden biri haline getirmek ve vatandaşlarımıza gelişmiş ülkeler düzeyinde müreffeh bir hayat sunarak milletimizi zenginleştirmektir Fatih Altaylı, “Bilmece bildirmece, tweetler silinmece” başlığıyla yayımlanan bugünkü yazısında yeni partiyi değerlendirmişti

Yeni Zellanda’dan Erdoğan’a tepki

Yeni Zelanda hükümeti, 50 kişinin hayatını kaybettiği cami saldırılarının bulanıklaştırılmış görüntülerini seçim mitinglerinde göstermesi nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a tepki gösterdi. Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters, bu durumun ülke dışındaki Yeni Zelandalıları tehlikeye atabileceğini söyledi. Gazete Duvar’ın haberine göre kabine toplantısından sonra konuşan Peters, “Bu ülkeyi yanlış yorumlayan bu tür her şey — şüphelinin Yeni Zelanda vatandaşı olmadığı da düşünüldüğünde — Yeni Zelanda halkının geleceğini, güvenliğini ve yurt dışındaki insanlarımızı tehlikeye atıyor ve tamamen haksız bir durum” dedi.

Peters, kabine toplantısına ilişkin değerlendirmesinde, “Diğer herhangi bir ülkenin, hatta Türkiye’nin, Yeni Zelanda’yı yanlış yorumlamaması konusunda uzun bir diyalog gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı. Peters, saldırıdan sonra ülkelerini ziyaret eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na Erdoğan’ın görüntüleri seçim kampanyasında kullanmasının yanlış olduğunu söylediğini de aktardı. Yeni Zelanda’da cuma namazı sırasında 50 kişiyi öldüren Brenton Tarrant isimli Avustralyalı saldırgan, ilk saldırıyı Facebook sayfasından canlı yayınlamıştı. Görüntüler tüm dünyada tartışma yaratmış, eleştirilerin hedefi olan Facebook 1.5 milyondan fazla videoyu kaldırdığını açıklayarak kendini savunmak zorunda kalmıştı.

Görüntüleri seçim mitinglerinde bulanıklaştırılmış bir şekilde gösteren Erdoğan ise bugün Çanakkale Zaferi’nin 104. yılı için düzenlenen törende, “Dedeleriniz geldi, kimi ayaklarının üzerinde kimi tabutla geri döndü. Aynı niyetle gelecekseniz bekleriz. Sizi de dedeleriniz gibi uğurlayacağız. İstanbul’u Konstantinapol yapamayacaksınız” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan’ın Amerikaya yazdığı mektup ortaya çıktı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Washington Post gazetesi için “YeniZelanda deröristi ve D-EAŞ’ın kumaşı aynıdır” başlıklı bir makale kaleme aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinde şunları kaydetti: Yeni Zelanda teröristi ve DEA-Ş’ın kumaşı aynıdır. Geçtiğimiz hafta Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde yaşanan terör saldırılarında 50 masum insan şehit oldu. Cuma namazı için yerel camilerde toplanan düzinelerce Müslüman, saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.

Silahlarının üzerinde ve teröristin internet ortamında yayımladığı manifestoda çok sayıda tarihi referansa rastlandı. Teröristin Türkiye’ye ve şahsıma birçok kez atıfta bulunması hem manidar hem de üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Yetkili makamlarımız, Yeni Zelanda saldırısı sonrasında saldırgan Brenton Harrison Tarrant’ın 2016 yılında Türkiye’ye iki kez gelerek ülkemizin muhtelif bölgelerinde zaman geçirdiğini ortaya çıkardı. Ayrıca Tarrant’ın Fas, İsrail ve Hırvatistan gibi bazı ülkelere seyahat ettiğini tespit ettik. Türk istihbarat ve emniyet birimleri, olayın aydınlatılması ve gelecekte yaşanabilecek saldırıların engellenmesi için Yeni Zelanda ve diğer ülkelerle işbirliği içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir.

Christchurch katliamının sorumlusu, dünya tarihini ve Hristiyanlık inancını tahrif ederek sapkın görüşlerini meşrulaştırmaya çalışmıştır. İnsanların arasına nefret tohumları serpmeye kalkışmıştır. Geçmişte defalarca terörün dini, dili veya ırkı olamayacağını ifade etmiş bir lider olarak geçtiğimiz hafta yaşanan terör saldırılarını Hristiyan öğretisine, ahlâkına veya prensiplerine bağlamaya yönelik her türlü gayreti kategorik olarak reddediyorum. Yeni Zelanda’da yaşananlar ancak cehalet ve nefretin zehirli bir çıktısı olarak değerlendirilebilir.

Milletimiz, tarihin teröristler tarafından tahrif edilmesiyle ilk kez bu olayda karşılaşmamıştır. Tarihi radikal ideolojisinin perspektifinden yorumlayan ve çoğunluğu Müslüman binlerce sivilin katili olan DEAŞ terör örgütü, son yıllarda “İstanbul’un yeniden fethi” için çağrıda bulunmuştur. Bu çağrı, Christchurch saldırganının manifestosunda yer alan “şehri bir kez daha Hristiyan yapma” sözüyle benzerlik göstermektedir. DEAŞ, aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya yemin etmiştir – ki Türk askerinin Suriye’de terör örgütüne bu kadar ağır bir darbe vurmasının sebebplerinden biri budur. Bu itibarla, Yeni Zelanda’da masum insanların canını alan katille Türkiye, Fransa, Endonezya ve başka yerlerde terör saldırıları düzenleyenler arasında kesinlikle hiçbir fark olmadığını tespit etmek durumundayız.

DEAŞ saldırıları sonrasında bu kabul edilemez terörist eylemlerin suçunu İslam’a ve Müslümanlara atan Batılı siyasetçi ve yorumcuların sayısı hiç de az değildi. Bu şahısların görüşleri, Avustralyalı senatör Fraser Anning’in görüşleriyle örtüşüyordu. O dönemde biz, inancımızın terörle özdeşleştirilmesine itiraz ederek teröristlerin dinimizi ele geçirme çabalarını engelleme sözü vermiştik. Maalesef Avrupa’da ve Batı dünyasının diğer kısımlarında İslamofobi, yabancı düşmanlığı ve liberal değerlerle örtüşmeyen başka pratikler sessizlikle karşılandı. Bunun tekrar olmasına izin veremeyiz.

Eğer dünya Yeni Zelanda’da yaşanan saldırının benzerlerinin gelecekte yaşanmasını engellemek istiyorsa, öncelikle bu olayın koordine bir karalama kampanyasının sonucu olduğunu teşhis etmelidir.Türk milletinin yüzyıllardır vatan eylediği topraklardan teröristler istiyor diye ayrılmayacağı aşikardır. Aynı şekilde sapkın katiller, bizi herhangi bir dini cemaat, millet veya grubu hedef almaya ikna edemeyecektir. Yüzyıllar boyunca Avrupa milletler ailesinin bir parçası olan Osmanlı İmparatorluğu’nun varisi olan Türkiye, 11 Eylül terör saldırılarının hemen ardından teröre karşı ittifaka katılmıştır.

60 yılı aşkın süre önce NATO’ya katılan ülkemiz, Avrupa Birliği’ne tam üye olmayı stratejik bir hedef olarak görmektedir. Aynı şekilde dost ve müttefiklerimizle birlikte tüm terör örgütlerine karşı mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Christchurch katliamı sonrasında Batı’nın üzerine düşen bazı sorumluluklar bulunmaktadır. Batılı toplumlar ve hükümetler, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi gibi son yıllarda yükselen ideolojilerin normalleşmesine izin vermemelidir.

Bu sapkın ideolojilerin, tıpkı anti-semitizm gibi insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunun kabul edilmesi çok önemlidir. İlaveten yaşanan olayı tüm yönleriyle aydınlatmak ve hem bu teröristin nasıl radikalleştiğini hem de terör örgütleriyle bağlantılarını anlayarak gelecekte yaşanabilecek trajedileri engellemeliyiz. Son olarak tüm Batılı liderlerin, Yeni Zelanda Başbakanı Sayın Jacinda Ardern’in cesareti, liderliği ve samimiyetinden ders alarak kendi ülkelerinde yaşayan Müslümanları kucaklaması gerekir.

Alman otomobil devinden haddini aşan Türkçe kararı

BMW’nin Münih kenti yakılarındaki Garching Fabrikası’nda bir vardiyada bir ustabaşı, Türk çalışanların kendi aralarında Türkçe konuşmalarını yasakladı. 50 farklı milletten 7 bin kişinin çalıştığı fabrikada Türkçe konuşmaya getirilen yasak, çalışanlar tarafından tepkiyle karşılandı. Alman Bild gazetesi tarafından yapılan haberde Türkçe konuşma yasağının kapsama alanının fabrikanın sosyal alanlarını da içine aldığı bildirildi.

Ustabaşı tarafından getirilen yasak fabrikada çalışan Türk isçilerine Türkçe olarak bildirildi. BMW’nin insan kaynakları bölümü de getirilen yasak karşısında çalışanların yanında yer alarak Türkçe konuşma yasağına karşı çıktı. Ayrımcılığa maruz kaldıklarını belirten Türk işçileri, ustabaşının keyfi uygulamasını sendikaya şikayet etti.

Sendika da yaşanılan yasak üzerine böyle bir uygulamanın kanunsuz olduğunu açıkladı. Yaşanılan Türkçe yasağı olayını araştırdıklarını açıklayan BMW Sözcüsü Jochen Frey, BMW’nin çalışanların iş yerinde kendi aralarında hangi dili kullanacakları konusunda bir mecburiyet olmadığını, çalışırken herkesin anlaşabilmesi için ortak dilin Almanca olmasının gerektiğini söyledi.