Abdullah Gül için çok ilginç sözler darbeyi..

AK Partili Hamza Dağ’ın Abdullah Gül’e.

Yönelik hain suçlaması sonrası yaşanan tartışmalar devam ediyor.

Tartışmaya Star gazetesi yazarı Ahmet Kekeç de katıldı.

Kekeç bugünkü köşesinde Abdullah Gül’e çok sert eleştiriler yöneltti.

Kekeç Gül’ün “İçişlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve dış müdahale kaçınılmaz hale gelir” sözünü hatırlatarak Gül’ün eleştiri kılıfıyla darbeyi bile muşrulaştırdığını söyledi. Star yazarı Ahmet Kekeç, bugünkü ‘Gül konusunda benim de diyeceklerim var’ başlıklı yazısında Gül’e yönelik eleştirilerini kaleme aldı. Kekeç; ”Kaldı ki, “İçişlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve dış müdahale kaçınılmaz hale gelir” sözü, “parti içi muhalefet” değildir.  KEKEÇ HERŞEYİ BÖYLE AÇIKLADI En hafif tanımlamasıyla, dış müdahaleyi ve darbeyi meşrulaştırmaktır. Değerli Abdullah Gül, ne yazık ki bunu da yaptı” sözleriyle

Gül’ü darbeyi meşru göstermekle suçladı. Kekeç yazısında, “Sadece küstü ve ‘pozisyon’ aldı. Fehmi Koru, ‘parti içi muhalefet, ihanet değildir’ diyor ama biz ortada bir ‘parti içi muhalefet’ göremiyoruz. Kaldı ki, ‘İçişlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve dış müdahale kaçınılmaz hale gelir’ sözü, ‘parti içi muhalefet’ değildir. En hafif tanımlamasıyla, dış müdahaleyi ve darbeyi meşrulaştırmaktır. Değerli Abdullah Gül, ne yazık ki bunu da yaptı!” ifadelerini kullandı. İşte Ahmet Kekeç’in o yazısı; İHANET SÖZCÜĞÜYLE KARŞILANACAK

BİR TARAFI YOK: Gazeteci ağabeyimiz Fehmi Koru’nun, eski Cumhurbaşkanlarımızdan Abdullah Gül’ün arkadaşı, kankası, sırdaşı olduğunu biliyoruz…Hadi, “tahmin ediyoruz” diyelim…Sadece “arkadaşlık” değil… Bir “düşünsel beraberlik” de söz konusu…Hadi buna da “yaklaşım ortaklığı” diyelim…Birçok konuda (Türkiye’nin karşı karşıya olduğu temel meseleler konusunda), neredeyse aynı düşünüyorlar. Bu “yaklaşım ortaklığı”nın eleştirilecek, kınanacak, “ihanet” sözcüğüyle karşılanacak bir tarafı yok… GÜL ARTIK BU TAVRINI GİZLEMİYOR: İnsanlar, aynı şeyleri düşünebilirler ve savunabilirler. Ya da, bir zamanlar mensup oldukları sanılan yapıya karşı eleştirel bir tavır alabilirler. Eski Cumhurbaşkanımız Gül, mensubu ve kurucusu

olduğu AK Parti’ye karşı mesafeli…Bu tavrını (artık) gizlemiyor. Niçin mesafe koyduğunu ya da neleri eksik bulduğunu, neleri eleştirdiğini bilmiyoruz. Bugüne kadar mesafesini (ve gayrı memnun pozisyonunu) tavırlarına yansıtarak açıklamayı tercih etti ve bir tür “işaret diliyle” konuştu: Toplantılara icabet etmemek, çağrılı olduğu yemeklere gitmemek, aynı karede görünmemek gibi… DAVA ARKADAŞLARINI TÖHMET ALTINDA BIRAKTI: Bu tavrını, partisinin ve “dava arkadaşlarının” zor zamanlarında da sürdürdü. Artık “parti meselesi” olmaktan çıkıp “Türkiye meselesine” dönüşmüş konularda da mesafesini ve “soğukkanlılığını” korudu. Mesela, 17/25 Aralık girişiminde (o sırada Cumhurbaşkanlığı devam ediyordu) hiç topa girmedi. Sustu. Hep sustu.

Konuşma gereği duyduğunda da, “dava arkadaşlarını” töhmet altında bırakacak ve yolsuzluk iddialarının bir parçası kılacak açıklamalar yaptı. BU KONUDA NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ BİLMİYORDUK: Daha doğrusu, ismi CHP tarafından çatı adayı olarak gündeme getirilinceye kadar, Gül’ün “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” konusunda ne düşündüğünü bilmiyorduk. AHMET SEVER GİBİ ÇAPSIZ ADAMLAR…Ekonomi ve dış politika görüşlerini ise, Ahmet Sever gibi çapsız ve “kötü niyetli” adamların yazdıklarını ya da Fehmi Koru’nun günlüğünü okudukça öğreniyorduk. Ve kendi kendimize şu değerlendirmeyi yapıyorduk: “Bunlar böyle şeyler yazıyorlarsa, demek ki Gül

de aynını düşünüyor. ”Diyorum ki, keşke Gül eleştirilerini yetkili kurullarda ya da katılmayı zül addettiği toplantılarda dile getirseydi. BİZ PARTİ İÇİ MUHALEFET GÖREMİYORUZ: Belki ikna edici bulunurdu. Belki (kendi ifadesiyle) partisinin yanlış yönelimine engel olurdu. Bunları yapmadı.Sadece küstü ve “pozisyon” aldı. Fehmi Koru, “parti içi muhalefet, ihanet değildir” diyor ama biz ortada bir

“parti içi muhalefet” göremiyoruz. ABDULLAH GÜL DARBEYİ MEŞRULAŞTIRDI: Kaldı ki, “İçişlerinizi düzenlemezseniz, darbe ve dış müdahale kaçınılmaz hale gelir” sözü, “parti içi muhalefet” değildir. En hafif tanımlamasıyla, dış müdahaleyi ve darbeyi meşrulaştırmaktır. Değerli Abdullah Gül, ne yazık ki bunu da yaptı!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir