Son 2 ayda istifa edip giden doktor sayısı 40

Türkiye bu hastaneyi konuşuyor gelen doktor durmuyor.

Son 2 ayda görevinden istifa edip giden doktor sayısı 40 oldu.

Önlem alınamazsa sıkıntı devam edecek.

Nüfusu yaklaşık 600 binlere kadar yükselen.

Çorum’da son 2 ay içinde başta Doç Dr., Yar. Doç ile Uzman olmak üzere 40 görevli doktor görevini bıraktı, istifa edip Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’yle ilişiğini kesti ve gitti. Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde 2 ayda 40 doktor çeşitli sebeplerle hastane ile ilişiklerini kesti. Nüfusu 600 binlere kadar dayanan Çorum’da sağlık resmen alarm vermeye başladı. Son 2 ay içerisinde Doç Dr., Yar. Doç ve Uzman olmak üzere 40 doktor görevinden istifa ederek Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’yle ilişiklerini kesti ve gitti. GÜNLÜK OLARAK 120 HASTA BAKIYOR DOKTORLAR: T24’ün yaptığı habere göre; hastanede görev yapan doktorların şu an itibari ile

iş yükleri had safhaya ulaşmış durumda. Yapılan muayenelerin sağlıklı olabilmesi için Dünya Sağlık Örgü-tü’nün kriterlerine göre her hasta için 20 dakika ayrılması öngörülüyor. 8 saat mesai göz önüne alındığında bir doktorun günlük muayene edeceği hasta sayısı da 24’e tekabül ediyor. Ancak, Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde doktor başına günlük 120 ila 150 arasında hasta muayenesi düşüyor. Son zamanlarda hasta yakınları ve sağlık çalışanları arasında meydana gelen adli olayların ana müsebbibinin de iş yükünün kaldırılamaz hal almasının yattığı biliniyor.

DOKTORLAR HATTA BAZI DALLARDA YOK: Öte yandan hastaneden tayin isteyen sağlık personellerinin de aynı nedenleri gerekçe gösterdikleri iddialar arasında. Bünyesinde 33 dal bulunan Çorum Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bazı dallarda muayene edecek doktor yok. Buna göre nükleer tıp, gastro entoloji, çocuk endokroloji, çocuk kardiyoloji, romatoloji, hemotoloji, göğüs cerrahi ve onkoloji bölümlerin de görevli doktor bulunmuyor. Hastaların ultrason çekimi için sıra doktor yokluğundan 8 ay sonraya veriliyor. Yine fizik tedavi ünitesi yetersizliğinden ameliyat olan bir hastaya fizik tedavi sırası 6-7 ay gibi bir süreyi görebiliyor.

Bakanlık açıkladı Yarısı bile 100 millyar doların üzerinde

Türkiyenin büyük rezervlere sahip toprakları hakkında.

Yeni araştırmalar sonucunda çok önemli verilere ulaşıldı.

Bakın  Cennet Vatanımızda neler çıktı neler.

Enerji ve Tabii Kaynak lar Bakan Yardımcısı olan  Mithat Cansız bey.

Türkiye’nin altın madeninde bin 200 ton kanıtlanmış rezervi bulunduğunu belirtti sözlerine şöyle devam etti  Potansiyeli ise 6 bin 500 ton. Bir tonu 45 milyon dolar üzerinden işlem görüyor. YARISI BİLE 100 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE Potansiyelimizin yarısını bile kullansak, 100 milyar doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşabiliriz.’ dedi. Cansız, 2. Türkiye Enerji ve Doğal Kaynaklar Zirvesi kapsamında madencilik sektöründe atılan adımlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Madencilik sektöründe iş akışının hızlandırılması

ve güvenli madencilik uygulamaları kapsamında önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini kaydeden Cansız, madenlerde denetimleri de artırdıklarını söyledi. Cansız, geçen yıl bin 248 maden sahası ihale edilerek 253 milyon lira gelir elde edildiğini ve 2019’da 2 bin sahanın ihale edilmesinin hedeflendiğini bildirdi. Türkiye’nin maden potansiyelinin de çok yüksek olduğunu ve bunu değerlendirerek sektördeki ithalatın önemli ölçüde önlenebileceğini aktaran

Cansız, “Türkiye’nin altında kanıtlanmış rezervi bin 200 ton, potansiyeli ise 6bin 500 ton. Bir tonu 45 milyon dolar üzerinden işlem görüyor. Potansiyelimizin yarısını bile kullansak 100 milyar doların üzerinde bir ekonomik büyüklüğe ulaşabiliriz.” diye konuştu. Cansız, ayrıca maden kanununda yapılan son düzenlemeleri de değinerek, metalik madenlerin yurt içinde ve entegre tesislerde kullanılıp metal üretilmesi durumunda, ödenen devlet hakkındaki indirim oranının yüzde 50’den yüzde 75’e çıkarıldığını kaydetti.

Mimar Sinan’ın muhteşem eseri bu olsa gerek

Mimar Sinan’ın henüz çırak yani kalfalık döneminde.

7 senede tamamladığı İstanbul’daki en muhteşem eseri.

Süleymaniye Camisi, dahiyane bir yapı olarak yıllara meydan okuyor.

Tarihi eser, heybetli kapılarından içeri girildiği andan.

İtibaren ziyaretçilerine hissettirdiği manevi huzurun yanı sıra, mimarisiyle de kendisine hayran bırakıyor. Mimar Sinan’ın kendine özgü matematiğini kullanarak inşa ettiği bu eserin, yıllara meydan okumasını sağlayan en önemli bölümlerinden biri olan dehlizleri de keşfedilmeyi bekliyor. Türkiye’nin pek çok ilindeki tarihi eserlerin restorasyonuna danışmanlık yapan ve Süleymaniye Camisi’nin mimarisi üzerine uzun yıllardır araştırmalar yürüten ve statiğini çözen Vahit Okumuş, AA ekibine caminin altındaki dehlizleri gezdirdi. Okumuş, yıllar içinde tünellerde yapılan yanlış uygulamaların yol açtığı nemin, kanalların

uç kısımlarının ve de duvar aralıklarının hava almayacak şekle dönüşmüş, birbiriyle olan bağlantılarının kapanmış olmasının ileride oluşturabileceği hasarı da anlattı. Okumuş, Süleymaniye Camisi’nin zemininin, ısıtma-soğutma, havalandırma ve su kanalı olmak üzere iki ayrı katmandan oluştuğunu söyledi. Mimar Sinan’ın dehasının bu kanallarda da görülebileceğini vurgulayan Okumuş, şu bilgileri verdi: “Zeminin iki metre altında yer alan tünellerin bir kısmı, tarihi eseri yazın serin, kışın sıcak tutması için yapılmış. Günümüzde Almanya’da enerjiden tasarruf sağlamak adına toprağın yazın serin, kışın sıcak

tutma özelliğinden istifade edilmeye çalışılıyor. Mimar Sinan’ın ise bunu 500 yıl önce keşfetmiş. Yaptığım araştırmalar sonucunda böyle bir sistemi Mimar Sinan’dan başka kullanan birini görmedim. Ama şunu söyleyeyim ki Sinan bunun da mutlaka bir bilimi var olduğunu bulmuştur. Çünkü Sinan hiçbir şeyin bilimini bulmadan yapmaz. Mutlaka kanal boylarını ve genişliklerini hesap sonucu oluşturmuştur.” Caminin daha derinlerindeki tünellerin, yerin kaç metre altında olduğunun henüz bilinmediğini belirten Okumuş, bu tünellerin yerin altındaki kuyulara bağlı olduğunu, yağmur yağdığında da o kuyuların sularının, deşarj boruları ile tahliye edildiğini anlattı. Okumuş, kuyuların çalışıp çalışmadığını, en derindeki dehlizlerin kapalı olup olmadığını bilmediğini dile

getirdi. Mimar Sinan’ın eserlerinin zeminini taneli malzemeden oluşan dolgudan yaptığını aktaran Okumuş, zemin dolgulu ve taneli olduğu için nem oluşmadığını ifade etti. Taneli zeminler hava aldığı için kolayca kuruduğunu, yer altı suyu da kuyulara aktığı için nem oluşmadığını belirten Okumuş, “O nedenle bu tarihi binanın zeminin üzerine çim ekmemeliyiz. Çim, toprağın hava almasını engellemektedir.” diye konuştu. Süleymaniye Camisi’nin ilgi çekici birçok bölümü olmasına rağmen, bilimsel yönlerinden birisinin de kubbesi olduğunu anlatan Okumuş, şu bilgileri verdi: “Bu kubbelerin bir matematiği vardır. Bugünün modern mühendisliğinin kullandığı matematikle yığma yapıların kubbeleri çözülemez, çözemezler, çözülmemiştir. Çünkü matematik bizim mantığımızın şekilsel ifadesidir. Mantığınızın temelindeki önermeyi yanlış kurduğumuzda ondan sonra yapacağımız tüm matematiksel işlemler doğru

sonuç vermez. Yanlış önermenin üzerine kuracağınız her önerme yanlış olur. Yanlış önerme üzerinde yapacağınız her matematik işlem, yanlış sonuç verir. Daha da kötüsü yanlış olduğunu matematiğe güvenerek anlayamayız. Geometriyle oluşturacağınız matematik, sizi hiçbir zaman yanlışa götürmez. Sinan da burada kendine özgü geometrik bir matematik kullanmıştır. Bu kubbenin matematiğini çözmüştür. Bu çözüm metodunun ismi birim daire metodudur. Matematiğini kullanarak yaptığı çözümde şunu görmüştür,

dünyada hiçbir şey tam yuvarlak değildir. Örneğin alın elinize yumurtayı. Yumurtanın tepesi deliktir, yuvarlak görünümlü her şeyin tepesinde bir şey vardır. Çünkü orası belirsizdir. Doğada hiçbir şey tam yuvarlak değildir çünkü orada bir belirsizlik vardır. Sinan bu belirsizliği bulan dünyada tek kişidir.” Kubbenin etrafında demir çember bulunduğunu aktaran Okumuş, bu çemberin üzerinin de ahşapla kaplı olduğunu belirtti. Kubbenin ortasına asılan avizenin de matematiksel bir ağırlığı bulunduğunu dile getiren Okumuş, “Bunu yere indirirseniz de kubbe çatlar, değiştirirseniz de çatlar. Bunun hesaplanarak bulunup, yeniden ağırlığınca avize takılması gerekiyor.” dedi. “Sinan, zeminin

etrafını istinat duvarlarıyla çevirerek istediği evsafta malzemeyle taban oluşturur. İçini taneli zeminle doldurarak kendi etrafında çevirir. Biz yeni mühendislik sisteminde toprağı kazar, o toprağa sağlam mı diye bakarız. Sinan istediği evsafta kendi zeminini hazırlar. Niteliklerini belirlediği zemin neyse ona göre dolgu yapar ve zemini hazırlar. Eserini onun üzerine oturtur. Binayı oluştururken yağmur sularının tahliyesini ve de binayı suların etkisinden korumak için neler yapması gerektiğine karar verir. Etraftan gelen yağmur sularının binaya gelmemesi için kuyular açarak yağmur sularının buralarda toplanmasını sağlar. Bu kuyuların su toplama diyagramının bir parabol

olduğunu bilir. Bu parabol eğrisini tayin etmek için zemine borular koyarak ölçer. Bu ölçümler sonucunda bulduğu eğrinin içine eserini yapar. Hiç bir zaman yağmur suyunun toplandığı bölümlere eserini yanaştırmaz. Binayı yerin içine kurmaz ve onun dışında kurarak, nem almasını önler.” Tüneldeki taş aralarına derz yapılması sonucu dehlizin hava almasının önlendiğini ve bu nedenle nem oluştuğunu ifade eden Okumuş, “Bu nem, oradaki küfeki taşlarını, temeli, dolayısıyla binayı çürütecektir. Bir an önce tünellerin uçları ve derzler açılmalıdır. Hatta jeoradar yapılarak, bu zeminin röntgeni çekilmeli ve en alttaki tüneller tetkik edilerek, bozulma söz konusuysa tamir edilmelidir. Binanın geleceği için tünellerin hava alması sağlanmalıdır. Havalandırma sistemi

geçmişte nasılsa, aynı duruma getirilmelidir.” dedi. Süleymaniye Camisi’nin 6-7 metre altında da tünellerin bulunduğunu ve buralarda hiçbir zaman böcek veya örümcek görülmediğini vurgulayan Okumuş, tünellerdeki hava akımının böcek türündeki canlıların yaşamasını engellediğini belirtti. Süleymaniye Camisi’nin sadece turistlerin gezeceği ya da sadece namaz kılınarak ibadet edilecek bir eser olmadığına dikkati çeken Okumuş, “Süleymaniye bize bilimi öğretecek bir eserdir. Sinan’ın eserlerinde öğrenmemiz gereken birçok bilim gizlidir. Sinan’ın ustalık eseri Selimiye de bilim harikasıdır, eşi ve benzeri yoktur. Bu eserleri inceleyip, bilgi edinmemiz teknolojiye yeni ufuklar açacaktır. Bunun için kapsamlı bir çalışma gerekmektedir.” diye konuştu. Okumuş, Mimar Sinan’a,

filozof olduğu için “Sinan” dediğini belirterek, ” Filozofların bir unvanı olmaz. Çünkü o sadece mimar değildir. Mühendistir, akustikçidir, jeologtur, deprem bilimcisidir, barajcıdır. Sinan’a, Mimar Sinan diyerek sadece mimarlığın içine hapsetmek kadar kötü bir şey yok. O filozof Sinan’dır.” ifadelerini kullandı. Mimar Sinan veya Koca Mi’mar Sinan Ağa, Osmanlı baş mimarı ve inşaat mühendisi. Kariyerinde önemli eser verdiği Osmanlı padişahları I. Süleyman, II.

Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan Mimar Sinan, yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanınmıştır. ESERLERİ: Mimar Sinan 81 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 375 eser inşa etmiştir. Edirne’de yaptığı Selimiye Camisi Dünya Kültür Mirası listesindedir..

Tam 10 Bin Bekçi alınacak işte aranan şartlar

Türkiyede uzun bir süre kullanılan geceleri.

Asayişi sağlayan uğrunda filmlerin bile yapıldığı.

Bekçilik mesleği artık geri döndü  bekçilerin gelmesiyle.

Birlikte suç oranları ciddi oranda düşüş görüldü  bunu gören.

Hükümet bekçi alımı için düğmeye bastı bu sefer tam 10 bin bekçi daha işbaşı yapacak güzel maaş alan bekçilik mesleği için işte şartlar herkes faydalansın BU AY BÜYÜK ÖLÇÜDE BELLİ OLACAK İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı izahlara göre Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde bekçi alımı yapılacak. Bekçi alımlarına ait müracaatların ne vakit başlayacağı adaylar tarafından araştırılıyor. Ayrı olarak bekçi alımına iilişkin ayrıntılar da belli oldu. Resmi Gazete’de İçişleri Bakanlığı’na 10 bin Bekçi kadrosunun ihdas edilmesinin hemen peşinden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu rakama 500 daha ilave ederek 10 bin 500 bekçi alımı yapılacağını izah etmişti. Bu önemli

açıklamalar ve gelişmeler ışığında  bekçi olmak isteyen adaylar süreci yakın izlemeye başladı. SÜREÇ BU AY BAŞLADI İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 10 bin 500 bekçi alımı konusunda Bu ay yani 2019 şubat diye duyurdu. Bekçi alımları 81 şehirde yapılacak. Eski bekçi alımında yaşanan ikametgah meselesi sebebiyle bir hayli kişi müracaat yapamamıştı. BEKÇİ ALIMI SÜRECİ Şubat ayı sonunda başlayacak olan bekçi alım süreci ilk etapta Şehirlerdeki Emniyet

Müdürlüklerinden bekçi ihtiyaçları toplanacak. Her şehrin bekçi ihtiyaçları doğrultusunda ele geçirilen verilere göre alım yapılacak olan 10 bin 500 bekçinin şehirlere göre dağılımı yapılacak. Daha sonra da duyuruya çıkılacak. Bu işlemler sonrasında da 10 bin 500 bekçi alımı ile alakalı duyuruya çıkılması Mart ayının sonunu veya Nisan ayını bulması bekleniyor.

İstanbul’da deniz 150 metre çekildi bakın neden

İstanbul’un Silivri ilçesinde sahil şeridinde.

Deniz suyu kıyıdan yaklaşık 150 metre çekildi.

Silivri’de kar yağışı ile birlikte etkili olan fırtına nedeniyle.

Deniz suyu yaklaşık 150 metre geri çekildi.

Bu nedenle kum adası oluşurken, çöpler de ortaya çıktı Denizin çekilmesini izleyen vatandaşlar, o anları cep telefonlarıyla görüntüledi Fırtına nedeniyle sahildeki bazı seyyar tezgahlar da devrildi. DENİZİN ÇEKİLMESİNE İLİŞKİN DAHA ÖNCE UZMANLAR ŞU YORUMLARDA BULUNMUŞTU İlçe merkezinde deniz suyunun çekilmesini vatandaşlar ilgiyle takip etti. Sahilde yürüyüş yapan bazı vatandaşlar, fotoğraf çekti. Marmara Ereğlisi Belediye Başkanı İbrahim Uyan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olağanüstü bir durum olmadığını ve

çekilmenin meteorolojik bir durumdan kaynaklandığını söyledi. MSKÜ Su Ürünleri Fakültesi Temel Bilimler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Mustafa Bahadır Önsoy: “Bilimsel olarak depremi daha önceden haber veren herhangi bir doğa olayı bilinmiyor. Marmaris’teki deniz çekilmesi depremle ilgili değil. Endişe edilecek bir durum söz konusu değil. Normal bir doğa olayıdır. Çok uzun sürecek bir durum değildir. Gelgit olayı ay ve güneşin dünya üzerindeki çekim

kuvvetinden kaynaklanıyor. Kış mevsiminde özellikle bu tarihlerde dünya güneşe en yakın konumda bulunuyor. Bununla birlikte fırtına gibi doğa olayları da gelgit etkisini artırıyor. “Tamamen rüzgar akımlarının etkisiyle, karadan gelen rüzgarlar, kıyıdaki suyu denizin ortasına doğru yığar. Deniz belli bir dönem çekilir, bu meteorolojik etkiler değiştikten sonra geri gelir. Bu bir tür tsunami dalgası değildir. dedi

Emeklilikte yaşa takılan 600 bin kişiye Erken Emeklilik Gelişmesi

Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar.

Sosyal devlet ilkesini benimseyen.

Milyonlarca vatandaşa bakım parası engelli.

Maaşı ve birçok alanda da maaş.

Bağlayan hükümet  büyük bir adım daha atıyor tam 600 bin kişiye erken emeklilik müjdesi geldi  evladı engelli olarak doğan yada sonradan engelli olan evladına bakan tam 600 bin  anne artık erken emekli olacak işte tüm detayları SÜRE SINIRLAMASI YOK Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın evde bakım hizmeti verdiği engelli çocuk sayısı 110 bine yaklaşırken, bu kapsamdaki annelere emeklilik konusunda da danışmanlık hizmeti veriliyor. Bakıma muhtaç engelli çocuğu bulunan, evlatlık edinen anneler için memur, işçi, esnaf ayırımı yapılmıyor. Hiçbir işte çalışmadığı halde

isteğe bağlı sigorta yaptıranlar da bu haktan yararlanarak emekli olabiliyor. Prim ödeme gün sayılarına dörtte bir oranında ilave edilirken, 10 yıl çalışması olanlar 12.5 yıl çalışmış sayılıyor. Yıpranmaya tabi işte çalışan annelere ayrıca fiili hizmet süresi zammı hakkı bulunuyorsa, ilave edilecek ek süresi ayrı ayrı hesaplanarak ekleniyor. Söz konusu annelerin, prim gün sayısına ilave edilen sürenin tamamı yaş haddinden indiriliyor, süre sınırlaması

uygulanmıyor. Hükümet, engelli vatandaşların toplumsal yaşama katılımının önündeki tüm engelleri bir bir kaldırırken, ailelerine de her alanda destek sağlıyor. Engelliler Destek Programı kapsamında 40 ilde 265 projeye kaynak aktarılarak 1.5 milyon kişiye doğrudan ulaşıldı. Kamu ve özel sektörde engelli çalıştırma zorunluluğu kapsamında 166 bin kişiye de iş kapısı açıldı.

Fehmi Koru’dan Gül’e kritik uyarı

Eski Cumhurbaşkanı.

Abdullah Gül e yakınlığıyla bilinen Gazeteci ve.

Yazar Fehmi Koru bu sefer.

Abdullah Gül ün hoşu gitmeyecek önemli bir açıklama da bulundu.

Yeni parti kuracağı iddialarıyla gündeme gelen eski Cumhur başkanı Abdullah Gül ve eski Baş bakan olan Ahmet Davut oğlu’na isim vermeden çok kritik uyarılar da bulundu. . UYARDI HÜSRAN OLABİLİR Her seçim öncesi olduğu gibi, 31 Mart Yerel Seçimleri öncesinde de AK Parti’nin dağılacağı yönünde iddialarla iktidar partisinde istikrarın bozulduğu yönünde algı oluşturmaya çalışıyorlar. Özellikle 11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun, Ali Babacan ile birlikte yeni parti kuracağı ve bazı AK

Partililerin de bu yeni oluşuma katılacağı söylentileri gündemi işgal ediyor. Gül’ün yakın arkadaşı gazeteci Fehmi Koru, bu yeni parti iddiaları hakkında yazdı, isim vermeden böyle bir oluşuma “gitmeyi planlayan” kişileri uyardı. Ana partiden ayrılarak kurulan ve iktidar olma hedefiyle yola çıkan partilerin

hüsranını hatırlatan Koru, benzer olayın yeni kurulacağı iddia edilen partilerin de başına gelebileceğini yazdı. HAM HAYALLER PEŞİNDEN KOŞMAYIN Kendi sitesinde bu konuyu ele alan yazar, “Zamanı gelmiş görüşleri olanlar ne yapsın?” sorusuna “Parti kurmak netameli bir iştir. Arkasında halk desteği bulunmadan bu işe soyunanlara, uzun yıllarını siyasi hayatı gözlemlemekle geçirmiş biri olarak, böyle bir ham hayal peşinde koşmayı hiç tavsiye etmem” diye yanıt verdi. SONU HÜSRAN OLABİLİR Koru, Yakın Arkadaşına hitaben Bir heves veya yarım kalmış ikbal uğruna var olan tapulu arazi üzerine parti kurmaya kalkışanlar olursa hüsrana uğrayabilirler” diye yazdı.

Motorin ve benzine zam yolda

Brent petrol, dolar.

benzin zam ile ilgili görsel sonucu

Kuru ve uluslararası piyasalarda petrol.

Fiyatlarında artış nedeniyle benzin ve motorine zam geliyor.

Ä°lgili resim

Henüz konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılmadı.

Uluslararası piyasalardaki artış nedeniyle benzin ve motorinin litre fiyatına zam geliyor. Buna göre, benzine 16 kuruş, motorin fiyatına ise 24 kuruş zam geliyor.  BENZİN VE MOTORİNE BEKLENEN ZAMMIN NEDENLERİ… Uluslararası piyasalarda motorin fiyatı, ton başına 575 dolardan 630 dolara yükseldi. Benzinde ise ton fiyatı, 566 dolardan 593 dolara dolara çıktı. Brent petrol fiyatı da 67 doları geçti. Bu gelişmelerin neticesinde benzin ve motorinde zam baskısının aratacağı bildirildi.İstanbul’da benzinin litre fiyatı 6,37 liradan, motorinin litre fiyatı ise 6.10 liradan işlem görüyor.

Poşet ücretlerini öderrken oyun dönebilirr

Poşetlere para ödeyen vatandaşlara kritik uyarı geldi.

Alışveriş yaparken verilen poşetlerde oyun dönebilir,

Fişlere poşetlerin işlenip işlenmediği hususu mühim bir nokta.

Buraya dikkat etmek gerekiyor.

Tüketici ör-gütü temsilcileri, bu konuda vatandaşlarımızı son derece dikkatli olmaları yönünde uyarıyor. Tüketici örgü-tü Temsilcileri, alışveriş yapılan yerlerden alınan poşetlerin fişlere işlenip işlenmediği ve poşet ücretlerine dikkat edilmesi gerektiği konusunda vatandaşları uyardı. Bursa Tüketiciler Derneği Başkanı Sıtkı Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, naylon poşetlerin ücretlendirilmesinden ziyade, kullanımdan kaldırılmasını insan sağlığı ve çevre açısından desteklediklerini söyledi. Yılmaz, naylon poşetlerin 1 Ocak’tan bu yana ücretli olduğunu hatırlatarak, poşetlere ödenen paralarınsosyal sorumluluk projelerinde kullanılabileceği önerisinde bulundu.

PARA DEVLETE GİDİYOR MU ORADAN ANLAŞILACAK:Bazı tüketicilerin parayla aldığı poşette market reklamı yapmak istemediğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:“Bu nedenle poşetlerin uzun vadede yasaklanması, filelerle, bez torbalarla bu ihtiyaçlarını görerek daha bilinçli şekilde plastik poşetlerin engellenmesine yönelik tüketici bilinçli tepki göstermelidir. Ayrıca tüketici, poşet paralarının kasadan geçirilip geçmediğine ilişkin gözlem yapsın. En azından devlete giden para eksik olmasın. Orada fişini alsın ve fişe işlenipişlenmediğine ilişkin kontrolünü yapsın.”

POŞETİN FİYATINI ÖNCE SORGULAYIN: Tüketici Başvuru Merkezi Onursal Başkanı Aydın Ağaoğlu, bazı satıcıların poşetin büyüklüğüne göre farklı ücretler talep edebildiğini bazılarının da poşet ücretini fişe yansıtmadığını söyledi. Ağaoğlu, poşet talep eden tüketicinin poşetin fiyatını sorması gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “Önce poşetin fiyatını sorgulayıp ondan sonra satın alsınlar. Poşeti verdikten sonra fişe, faturaya 1-2 lira yazılabiliyor ya da yazılmadan para talep edilebiliyor. Bazı noktalarda fişe işlenmeden poşet ücreti alındığına yönelik şikayetler de geliyor bize.

Tüketicilerimizde fiş alma alışkanlığı eskiye göre daha zayıf. Bazı satıcılar, fişe yansıtmadığından tüketici bunu görmüyor ve poşetten para kazanmaya başlıyorlar. Tüketici yüksek bedeller yazıldığını bazen eve gittikten sonra fark ediyor poşeti getirip iade etmek istediğinde zorluk çıkarabiliyorlar. Poşetin ücretini mutlaka sorgulasınlar.” TÜKETİCİLERİMİZ MUTLAKA DİKKAT ETMELİ: Poşet ücretlerinin kazanç kapısına dönüştürülmemesi gerektiğini dile getiren Ağaoğlu, “Burada hedef çevre kirliliğine çözüm sağlamaktır. Yönetmeliğe göre satış noktalarında

çok kullanımlık poşet ya da benzeritaşıyıcı kabın tüketiciye sunma zorunluluğu vardır. Bu, makul bedelle olabilir. ‘Poşet büyük’ diye fahiş bedeller talep edilebiliyor ve faturaya, fişe yansıtılmayabiliyor. Tüketicilerimiz bu konuda dikkatli olsunlar.” diye de ekledi. Plastik (Naylon) Poşet Hangi Sürede Ne Kadar Sürede Doğada Yok olur: Ortalama 12-15 dakika kullandığımız plastik poşetler, çöplerle birlikte doğaya atılmaktadır ve yok olma süresi 1000 seneyi bulabilmektedir. Fiziksel olarak yok olmuş gibi görünseler de, plastik poşetler mikro parçacıklara bölünürler ve yüzyıllar boyunca çevreye zarar verirler.

Erdoğan’dan ünlü şarkıcıya taziye telefonu

Türkiye Cumhurbaşkanı.

Recep Tayyip Erdoğan.

Mabel Matiz olarak bilinen şarkıcı.

 

Fatih Karaca’ya babasının vefatı nedeniyle başsağlığı dilediğinde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karaca’yı telefonla arayarak 66 yaşında hayatını kaybeden Kıbrıs Gazisi babası Ali Karaca için taziyelerini iletti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ölüm mukadderdir, kader planında da ne varsa tabii o olacak.” dedi. Erdoğan, tüm aileye başsağlığı dileklerini sundu.