Davutoğlundan Ak Parti açıklaması

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yazdığı tam 15 sayfalık manifestosunu yorumlayan bir yazarın satırları okuyanınız var mı bilmiyorum. Ancak ben size bu manifestodan çıkarılacak nihai sonuç nedir özetleyeyim. Davutoğlu ne demek istiyor? Adam diyor ki değişim gerekiyor ve 20 sene önce yola çıkarken hazırlanan ve uygulanan değişim bugün eskimiştir, yeni devrin şartlarını karşılamakta yetersiz kalıyordur. Doğru ama nasıl ve ne kadar, burası tartışılır.

DEĞİŞİMİ ZARURİ GÖSTERMEYE ÇALIŞMIŞDavutoğlu’ya değişimi zaruri gösteren en büyük etki, gerekçe, ilham kaynağı – siz adını ne koyarsanız artık – CHP’nin 90 sene sonra kaçınılmazlığını anlayıp mecburen uygulamaya koyduğu değişimdir. Yani artık Halkın baş örtüsüsü, cami, ibadet, giyim kuşam özgürlüğüyle uğraşmaması gerektiğini; toplumu yobaz ve çağdaş diye ikiye ayırmamaları gerektiğini, laikliğin pirim yapmayacağını dolayısıyla Kemalist laikliklikten demokrat cumhuriyetçiliğe geçiş yapmaları gerektiğini başları taştan taşa değerek istemeseler de kabullenmek zorunda kaldılar. Ve ona göre yeniden programlarını yazdılar.

Dolayısıyla sabah namazında cami cemaatine katılıp Yasin okuyan İmamoğlu, Kuran Kursunda mevlide iştirak edip vaazu nesihat dinleyen Yavaş, yumruk tokat yeme riski ihtimaline rağmen şehit cenazisene katılan layt laik Kılıçdaroğlu ve benzerleri bu mecburi değişimin ortaya çıkardığı zaruri örnekleridir. CHP sıralarındaki kozmopolit tesettürlü ve muhafazakarlıktan dönme ultra modern türbanlılar da bu mecburiyetin yavru alamet-i farikalarıdır.

Özetle, Davutoğlu bir zamanlar milli görüşün etkin politika argümanlarının ellerinden alındığını ve artık bundan sonra pirim yapmayacağını gördüğü için demode olmadan bir an önce yeni bir Neo- Sağ ekolü oluşturma çabasındadır. Üstelik böyle düşünen sadece kendisi değil, Babacan, Gül gibi pabucunun dama atılmasıyla barışamayan bir çok siyasiyi de yanına almaya çalışmaktadır.

Ancak hesaba katmadıkları bir şey var, o da şu: eski siyasiler eski süpürge gibidir. Eskiyince eskisi gibi iyi süpüremezler, hiç kimse de dalları arasından çöp bırakan süpürgeye para verip almaz. Ayrıca yapacakları her türlü hamle daha önce siyasi arena da kullanılmış ve demode olmuş işlevsiz hamleler olacaktır. Buna CHP de dahildir, MHP de, Saadet de, AKP de. Bundan sonra ne halkçılık, ne milliyetçilik, ne muhafazakarlık ne de ayrılıkçılık pirim oy anlamında yeterli pirimi sağlamayacaktır. Çünkü tamamı değişime uğradı, uğrayacaktır.

Siyasetin bundan sonra ortaya koyabileceği son hokkabazlığı gençlere istedikleri gibi yaşama özgürlüğü sunmak olacaktır. Örneğin “namazımı da kılarım, gece kulübüne de giderim” diyen Neo-Muhafazakar gençler ile “Atatürk’ü de severim, Peygamberi de” diyen Cuma namazına katılmayı hoşgörü çerçevesinde mümkün kabul eden Layt-Laik gençlerin devri başlıyor. Bu gençleri kendi kitlesi olarak belirleyen yeni parti ve genç siyasi liderler Yeni Türkiye’nin iktidarına oynayacaklardır.

Yani anlıyor musunuz, Türk seçmeni mutasyona tabi tutulacaktır. Ve bu mutasyon ne Davutoğlu, ne Gül, ne Babacan, ne de mevcut bilinen politikacılar ile yapılabilir. En korkunç olanı da ne sağ ne de soldan hiç bir “yaşlı” politikacı yeni dünyanın bu yeni gidişatını okuyamıyor, göremiyor olmasıdır. Korkunç diyorum çünkü dışarıdan yapılacak manüplasyona karşı Türkiye’nin bu konuda bir aşısı tedbiri yoktur. Sessiz devrim gerçekleşiyor.

Ve şunu da açık bir şekilde söyleyeyim ki, gün gelecek şimdiki laikler keşke muhafazakarlar hiç değişmeyip muhafazakar kalsalardı, muhafazakarlar da keşke laikler olduğu gibi laik kalsalardı diyecek; ne olduğu bilinmeyen gençlerin elinden dert yanacaklar! En önemlisi siz laikler ve muhafazakarlar bugünlerin değerini iyi bilin gidişat çok kötü. Ülkeyi ne hale saldınız diye biri birinize beddualar okucağınız günler geliyor. Yazar Hüseyin Anar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir