Dışarıdan bir ekip Ak Parti için hazırladı

Gazeteci-Yazar Mehmet Acet kaleme aldığı yazısında çarpıcı bir rapora yer verildi. Rapor Bağımsız bir ekip tarafından AK Parti için hazırlanmış ve sunuldu. İstanbul’u kaybettiren unsur açıkça yer alıyor. Rapor şöyle; İstanbul doğumlu seçmenlerin sayısı arttıkça Ak Parti’nin oyları azalıyor. – Geleneksel alt gelir grubunda olan, kalabalık mahallelerde ise, artış eğiliminde. – Kentsel dönüşümle gelişen mahallelerde Ak Parti’nin oyları yine azalıyor.

Anne ve babalara göre çocukları arasında Ak Parti’ye oy verme eğilimi aşağı doğru bir ivme içerisinde. Önümde İstanbul için yapılmış çok kapsamlı bir seçim raporu duruyor. Dışarıdan bir ekip tarafından Ak Parti için hazırlanan, 24 Haziran 2018 seçimleri ile 31 Mart 2019 seçimlerinin İstanbul üzerinden karşılaştırmasını yapan, bir yönüyle de İstanbul seçmeninin anatomisini yansıtan bir rapor bu. Başta aktardığım 4 başlığı da bu rapordan alıntıladım.

Tabii, bir siyasi parti için “Neden böyle oluyor acaba” diye sorarak gece gündüz üzerinde kafa yormayı gerektiren veriler bunlar. 176 sayfalık raporun temel özelliği, mahalle mahalle yapılan analizlerle bir nevi İstanbul’un ‘ayrıntılı tomografisini’ veriyor olması. Nerelerde oy kaybedildiğini ya da korunduğunu, hangi seçmen kitlesinin nasıl bir eğilim gösterdiğini, hangi bölgelerden ne tür oy kaymalarının olduğunu, kimlerin oylarının azalmakta olduğunu vs. ortaya koyan bir çalışma.

23 Haziran için çalışmaya nereden nasıl başlamalı sorusuna cevap niteliğinde iyi bir çerçeve sunan, bir anlamda hangi istikamette ilerlenebileceğini gösteren bir ‘pusula’ da diyebiliriz buna. Birçok şehirde olduğu gibi İstanbul’da da mahalleler bazında kümelenmeler olduğunu biliyoruz. Karadenizlilerin yoğun olarak yaşadığı mahalleler, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahalleler, HDP seçmeninin yoğun olduğu mahalleler, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı mahalleler gibi… Dilinden anladığımız kadarıyla raporu hazırlayanlar da, böyle bir mantık üzerinden hareket ederek İstanbul’da yaşayanların seçmen davranışlarını ortaya çıkarma amacı gütmüşler.

KARADENİZ OYLARINDAKİ DÜŞÜŞ SEÇİMLERİN SONUCUNU DOĞRUDAN ETKİLEMİŞ

Gelelim çarpıcı bulduğum bir takım verileri aktarmaya… Raporun hareket noktasının Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Erdoğan’ın aldığı oy ile, yerel seçimlerde Büyükşehir adayı olarak Binali Yıldırım’a verilen oyların karşılaştırması olduğunu söyleyerek başlayalım. İşin aslı, iki seçimin sonuçlarını yan yana koyduğumuzda arada yüksek bir farkın olduğu söylenemez. Bununla birlikte yenilenme kararı verilmeden önce İstanbul seçimlerinin aritmetiğinin binde 1,5 civarı bir farka tekabül ettiğini göz önünde bulunduracak olursak, 23 Haziran için yürütülecek kampanya için de böyle bir çalışmanın daha bir kıymetli hale geldiğini düşünebiliriz.

Acaba yüzde 1,5’luk kayıp nerelerden gelmiş? Ak Parti’nin güçlü olduğu mahalleler üzerinden yapılan çalışmaya göre, -2,7 milyon seçmeni olan ‘geleneksel Ak Partili’ 158 mahallede 174 bin 390 kayıp var. Ama asıl dikkat çekici veri İstanbul’daki Karadenizlilerle ilgili. 24 Haziran’da Tayyip Erdoğan’ı tercih edip de 31 Mart’ta Binali Yıldırım’a oy vermeyen Karadenizlilerin sayısı, seçim sonuçlarını doğrudan etkileyecek kadar yüksek çıkıyor. Kökleri Kastamonu, Giresun, Ordu, Samsun, Trabzon gibi şehirlerde olup da İstanbul’da yaşayanların yüzde 3/4/5 gibi değişen oranlarda fire verdiği görülüyor.

Bu şehirlerin İstanbul’daki toplam seçmen sayısını milyonlarla ifade etmek gerektiğinin da altını çizelim. 23 Haziran’a gidilirken, Ak Parti’nin Karadenizli seçmene dönük özel bir kampanya hazırlaması bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmış görünüyor.

31 MART’TA KÜRT OYLARININ DAĞILIMI NASIL OLDU?

İstanbul’un mahalleleri üzerinden yapılan seçim analizinde, tercihleriyle kazananı doğrudan belirleme gücüne sahip olan Kürt seçmenin nasıl davrandığına da bakılmış. HDP’nin güçlü olduğu mahallelerde yapılan simülasyonlar sonucunda yüzde 80’den fazla HDP seçmeninin Ekrem İmamoğlu’na destek verdiği sonucu çıkarılmış. Muhafazakâr Kürtlerin durumuna gelince… Bu kategoride olduğu düşünülenlerin yoğun olarak yaşadığı 16 mahalle tespit edilmiş. İki seçim arasındaki farklar üzerinden yapılan çalışmanın ardından, 24 Haziran’da Ak Parti’ye oy veren Kürtlerin 31 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’na destek vermediği, ancak aynı durumdaki seçmenin yüzde 5’inin de sandığa gitmeyerek bir nevi Ak Parti’ye olan tepkisini ortaya koyduğu sonucuna ulaşılmış.

YSK’nın İstanbul seçimlerini yenileme kararı nedeniyle 31 Mart sonuçlarına dair bu yazıda kullandığımız bazı veriler bugün için kuşkulu hale gelmiş durumda. Acaba seçimler bir kişinin bile oyunun zayi olmadığı bir şekilde yapılabilmiş olsaydı, gerçekten kim kazanmış olurdu? Bu sorunun yanıtını bilmiyoruz. Ama şunu söyleyebiliyoruz. 24 Haziran 2018’de kullandığı oyu 31 Mart’ta değiştirenler İstanbul seçimlerinin sonuçlarını ne kadar etkilemişlerse, 23 Haziran sonuçlarını da 31 Mart’ta yaptığı tercihi değiştirenler belirleyecek gibi görünüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir