Hırrsızlık kesinleşti, iptal oldu

Ve nihayet YSK kararını açıkladı.. “Olmaz bu kadar da kanunsuzluk olmaz” dedi. “Yapılanlar resmen hırsızlık.. Bu kadar hırsızlığı hiç görmedik” dedi.. Bunu söyleyenler, üç günlük, beş günlük Yüksek Seçim kurulu üyeleri değil.. Yüksek Seçim Kurulu’nda yıllardır görev yapan isimler.. Yediye dört de çıksa.. Sonuçta çoğunluk, net olarak hırsızlığı tescilledi..

Hatırlayın.. Daha üç gün önce.. CHP’li yetkili, Yüksek Seçim Kurulu üyelerini, Kızılay’da yürüyemez hale gelecekleri şeklinde tehditle korkutmaya çalıştı.. Yürüyememek ne demek? Yüzlerine tükürüleceği tehdidini yaptı.. Hatta.. Çocuklarının bile aynı muameleye tabi tutulacağını söyledi.. Hırsızlık o kadar büyüktü ki.. Ortaya çıkarılmaması için.. Tehditleri de en yüksek perdeden yaptılar.. Ama tehditleri ellerinde patladı. Yüksek Seçim Kurulu üyeleri, bu tehditlere pabuç bırakmadan, kararını verdi.. Defalarca söyledik..

Yüksek Seçim Kurulu, ne karar verirse versin. “Önemli olan, gerekçesi” dedik.. Sandık başkanlarının kamu görevlileri yerine, İş Bankası çalışanlarından tespit edilmesinin, hiçbir şekilde izah edilemez kanunsuzluk olduğunu belirttik.. Ama CHP sözcüleri.. Kanundaki düzenlemeye rağmen, sandık başkanlarının İş Bankası çalışanlarından seçilmesinin hangi mantığa dayandığını izah etme yerine.. Kuru gürültü yaparak.. “Yıllardır zaten sandık başkanları böyle seçiliyordu” diyerek, itirazlarımızı susturmaya çalıştılar..

Oysa, yıllardır aynı kural ile seçimlere gidilmiyordu.. Kanun değişikliği, 2018 Mart ayında yapılmıştı.. O tarihten önceki seçimlerde, sandık başkanları banka çalışanlarından seçiliyor olsa da.. Kanuna aykırılık sözkonusu değildi.. Ama kanun değiştiğine göre.. Artık eski kanun sistemindeki uygulamanın da, terkedilmesi gerekiyordu.. Şunu kabul ederim. Eski kanunun alışkanlığı ile.. Üç sandıkta.. Beş sandıkta.. Bilemediniz 20-30 sandıkta.. Özel banka çalışanları sandık başkanı seçilmiş olur..

“Hem seçim sonucunu değiştirmiyor.. hem de bu kadarcık kusur, kadı kızında da olur” der geçerdik.. Ama.. 31 bin sandığın yarısından fazlası, özel işyerlerinden seçilen isimlerin sandık başkanlığında bir takım organizasyonlara sahne olmuş ise.. Burada “Hop” demek, hepimizin boynunun borcu olmalı idi.. Biz bunu dedik.. CHP’liler diyemedi.. “Adeta hırsızlığı yaptık, yanımıza kâr kalsın” dediler..

Bizlere de.. “Hırsızlığı görmeyin” dediler.. Tehdit ettiler.. “Daha büyük farkla seçimi kazanırız” dediler.. Neye güveniyorlar ise.. Kime güveniyorlar ise.. Buyrun, seçimlerin yenilenmesine karar verildiğine göre.. Eğer samimi iseler. Ellerinden geleni yapsınlar.. Bakalım, AK Parti ile arasındaki farkı artırarak mı seçimi kazanacaklar? Yoksa.. Fark mı yiyecekler.. Niçin bu kadar iddialıyım? Şunun için.. İlçe belediyelerinde, AK Parti’nin aldığı oyları toplayın.. Büyükşehir’de Binali Yıldırım’ın aldığı oy ile kıyaslayın.. Binali Yıldırım’ın artılarına rağmen.. Binali Yıldırım daha az oy almış görünüyor.. Akla ziyan bir sonuç..

Bir ilçede eski başkana kızan seçmen, ona bir daha oy vermeyebilir.. Kendi istediği isim, aday gösterilmediği için, ilçede AK Parti’ye oy vermeyen seçmeni olabilir.. Ama.. Daha önce Belediye Başkanlığı yapmayan. Hemen her kesime sıcak mesajlar veren.. Hemen hemen düşmanı hiç olmayan.. Kibir diye bir şey bilmeyen Binali Yıldırım’a oy vermeyen.. Ama ilçede AK Parti’ye oy veren kaç kişi çıkabilir? Akla ziyan bir sonucu kabul etmemizi istediler.. Somut verileri önlerine koyduk.. Hırsızlıkları tek tek saydık.. Kendi sandığımda, ilçede 180 olan AK Parti’nin oyunun, Büyükşehir’de sıfır olarak sisteme girildiğini gösterdik.. yine de.. “Ne olmuş? Ne olmuş? İlçede hırsızlık yapılmamış da..

Büyükşehir’de mi yapılmış? Hah hah ha” diye alayvari söylemlere şahit olduk.. Hırsızın nereleri soyacağına, sanki mal sahibi karar veriyormuş gibi.. Bize çıkıştılar.. Hırsızın ilçede hırsızlık yapmamış olmasını.. Büyükşehir’de de hırsızlık olmadığının delili olarak kabul etmemiz gerektiğini söylediler.. Daha da ileri gittiler.. “O hırsızlık var ise.. AK Partililerin sandık kurulu üyeleri yok muydu? Müşahitleri yok muydu” diye, hesap sormaya kalktılar.. Bir hırsızlık var ise.. Önce hırsızı suçlamalısın.. Hırsıza ceza vermelisin.. Sonra.. Hırsızlıkta kusuru olanları hesaba çekmelisin..

Bunlar ise.. Önce hırsızlığın asli faillerini suçlamadan.. Küçük küçük kusuru olanları suçladılar.. Hırsızdan önce.. Polisi suçladılar. “Polis, hırsızlık yapılırken neredeydi” diye hesap sormaya kalktılar.. Polisin nerede olduğu.. Hırsızlığın işlenmemiş kabul edilmesini gerektirmez ki.. Hırsızlığı yaptınız.. Şimdi hesabı ödeyeceksiniz. AK Parti, yapılan hırsızlığı seçmene iyi anlatırsa.. Aynı seçmenle seçime gidilmesine rağmen.. 300-400 bin farkla bu seçimi alır.. Yeter ki.. Olanları iyi anlatsın.. Gerçekleri halka aktarsın.. Hırsızlık yapanların gerçek yüzlerini, çekinmeden yüzlerine vursun! A.ihsan Karahasanoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir