Murat Göğebakan’ın iç burkan hayatı

Yorgunluğunu alır, hastalığını unutturur bu sevgi seli. Basit bir soğuk algınlığı geçer der. Geçmez, yakasından düşmez. Git gide halsizleştirir, yorar. Çok sevdiği eşini kıramaz muayene olmaya, ilaç almaya gider. Boynundaki morluklar dikkat çeker. Uyarılır, hastaneye yatması gerektiği söylenir. “Söz verdiğim konserlerim var, ilacımı verin gideyim,” der. Kabul görmez.

ALÇAKGÖNÜLLÜ OLMANIN BEDELİ

Her ö-l-üm erkendir. Yakıştıramayız, konduramayız gönlümüze taht kuranlara ölümü. Şöhretli; ama alçakgönüllüdür Murat Göğebakan.

Sağlığını hiçe sayarak sevenleri için konser üstüne konsere çıkmaktadır. Onu ayakta tutan iyi günde kötü günde her daim yanında olan eşi ve sevenleridir.

Acilen hastaneye yatırılır. Lösemi teşhisi konur, günlerce hastanede tedavi görür. Erken evrede olduğu için tam devirememiştir halkın sanatçısını. Maneviyatı ve eşi güç katar. Her şey yolunda gibidir. Kapısına: “Benim büyük bir Rabbim, küçük bir derdim var,” yazar.

Bu inanç lösemi illetini yenmesini sağlar. Taburcu olur. Aylardır çalışmadığından borçları birikir. Üstüne hastane giderleri de eklenince tekrar turneye, sahnelere döner.

Lösemiden daha acı bir haber alır. Hayatını adadığı eşinin ihanetini öğrenir. Boşanır. Üzgündür. İnzivaya çekilir. Eski düşman geri döner. Lösemi kapısını çalar.
Tedavi olsa da sonuç alamaz. Hastalığı yenecek morali kalmamıştır. Acılı beş yılın ardından aramızdan güzel anılar bırakarak ayrılır. Herkesi hüzne boğar.

Yüksek maneviyat duygusu ona ölümü bir rüya ile hissettirir. Gördüğü rüyayı rüya yorumcusu, aynı zamanda memleketlisi Mehmet Emin Kırgil’e anlatır:

“Beyaz bembeyaz kanatları olan bir kuş aldı götürdü beni. Pencereden aldı beni, ben de ayaklarından tuttum, kanat çırparak götürdü beni.

Binaların arasından geçtik. Sağlı sollu şekiller yazılar vardı eski yazıydı. Götürdü yere bıraktı beni. Orada sen şunu yap şen bunu yap diye talimat verdi.
Kuş gelip beni götürdüğünde galiba gidiyoruz,” deyince Rüya yorumcusu Kırgil: “Ömrün uzayacak, korkma,” dese de Murat Göğebakan:
“Emin türbedeyiz, rüyayı düzgün yorumla,” diye çıkışır. Kırgil ısrarcıdır: “Beyaz kuş dertlerinden sıkıntılarından kurtulacağının işareti,” der.
Göğebakan asla inanmaz: “Emin işte geldik, işte gidiyoruz,” diye çaresizliğini vurgular.

Göğebakan’ın ölümünden sonra Mehmet Emin Kırgil o gün yaşananları kameraya çektiğini, Göğebakan’ın öleceğinden emin olduğunu ne yaptıysa ikna edemediğini anlattı.

Çünkü Göğebakan: “Aldığımız kanı 4 günde tükettik. Şimdi özel bir hastaneye gidip yine kan alacağım, önceleri 15 günde bir tükettiğime göre demek ki gidişat kötü, ” demişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir