MHP’nin Siverek adayı Fatih Bucak’tan ses getirecek sözler

MHP’nin Şanlıurfa Siverek Belediye Başkan Adayı Fatih Mehmet Bucak adaylığının kesinleşmesi üzerine dün akşam Güneydoğu TV’nin telefon konuğu oldu.Bucak, sert açıklamalarda bulundu. “Öncelikle ben yerel bir şive kullanmak istiyorum” diyerek söze başlayan Bucak, “Batılı, Ankara, İstanbul şivesini kullanmak istemiyorum yani bir Siverekli gibi konuşmak istiyem işin açıkçası” diyerek “Elma yemeyi de biliyoruz, alma demeyi de… Şimdi ben baktım yakın çevremde adaylar kibar konuşma meraklısıdır. Bende onlara dedim ki ‘oğlim o iş öyle olmaz, böyle olur’. Şimdi de bu saatten itibaren kendi öz, vatan, yöresel, çatlamış toprakların şivesiyle konuşacam.

Daha benden artık o güzel ağdalı Türkçeyi bekleme bu bir” diyerek yerel şive kullanacağını ifade etti. Seçim çalışmalarını devletten aldıkları parayla yürütüklerini iddia ederek AKParti’lileri hedef alan Bucak, “İkincisi şimdi biz bu seçime girdik ya canım kardeşim bir adam cimriyse uzak dur ama hem cimri hem yalancıysa onu toprağa karıştır. Allah yalancılarla, sözünde durmayanlarla, cimrilerden uzak tutsun. Lafım meclisten dışarı, kendilerine susayınca bir bardak su alıp içemeyenler bu memleket adam olmazlar. El kesesinden bonkörlük yapan da bir şey sahibi olmaz. Daha benim tanıdığım o belediye başkanları senin bölgedeki, vekillerin hepsi hala devletin parasıyla uçağıyla gidip geliyor. Ben Mehmet Ağa’nın parasını harcıyorum ben şimdi 180 trilyon paramı getirip orada toprağa gömeceğim. Bütün Siverek bilsin, servetimi satarak geliyorum.”

ifadelerini kullandı.Bucak, sözlerine şu şekilde devam etti:”Ben oraya seçime gelmiyorum ölmeye geliyorum, iki bir daha bucağın içinde bir tane başka lehvalı araba görürsem kendileri bilir şimdiden elleriyle mezar kazmaya başlasınlar gelir gelmez de ilk Kanarya dağa gidiyorum bakalım el mi yaman bey mi yaman hodri meydan. bir yalancı olacaksın, mıymıntı sünepe olacaksın iki artistlik yapacaksın biz bunu yemeyiz.Biz çatlamış topraklara çatlamış ayaklarıyla basan bir insanız, biz seçime de gelmiyoruz bunu bil ben ölmeye geliyorum babayiğit olan çıksın karşıma.”Siverek’in önde gelen aşiretlerinden birine mensup olan Bucak,  24 Haziran 2018 seçimlerinde AKP’den aday adayı olmuştu.

Bahçeli’den Cemal Enginyurt açıklaması. Sözleri partiyi bağlamaz

MHP Lideri Devlet Bahçeli, son günlerde AK Parti’ye yönelik eleştirileriyle gündeme gelen MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un sözlerinin partisini bağlamadığını açıkladı.Bahçeli twitter hesabından yaptığı şok açıklamada, Bu kapsamda partimizin siyasi faaliyetlerinin belirlenmesinde, parti politikalarının tezahürüyle birlikte kamuoyuna aktarılmasında Ordu Milletvekilimiz Sayın Cemal Enginyurt’un değerlendirme ve açıklamaları Milliyetçi Hareket Partisi’ni bağlamayacaktır” dedi.

Devlet Bahçeli’nin açıkalaması şöyle:“Milliyetçi Hareket Partisi politikalarının nasıl teşekkül ettiği, söz ve açıklama sınırının ne şekilde oluşup olgunlaştığı belli ve bilinmektedir.Parti yöneticilerimiz, parti üyelerimiz, milletvekillerimiz ve diğer teşkilat mensuplarımız belirlenmiş politik ilkelere aynen uymakla mükelleftir.Bu kapsamda partimizin siyasi faaliyetlerinin belirlenmesinde, parti politikalarının tezahürüyle birlikte kamuoyuna aktarılmasında Ordu Milletvekilimiz Sayın Cemal Enginyurt’un değerlendirme ve açıklamaları Milliyetçi Hareket Partisi’ni bağlamayacaktır.Aziz milletimize ve siyasi muhataplarımıza saygıyla duyurulur.

MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, “AK Parti için durum 31 Mart’ta hiç de iyi görünmüyor. Gerek anketler gerekse sokak alarm veriyor” demiş ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Kadir Mısıroğlu’nu ziyaretine de tepki göstermişti.Enginyurt açıklamasında; “AK Parti için durum 31 Mart’ta hiç de iyi görünmüyor. Gerek anketler gerekse sokak alarm veriyor. Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere AK Parti hükümeti ve yetkililerine şunu net şekilde söyleyebiliriz: MHP, Cumhur İttifakı için bir kazançtır, kazanımdır. MHP ile birlikte girilecek bir seçimden büyük başarılar ortaya çıkacaktır, iyi neticeler, güzel sonuçlar alınacaktır. Aksini düşünmek bile istemiyorum. 31 Mart akşamı aksi olduğu takdirde birileri Külliye’de çok ağır zılgıtlar yiyebilir. Herkes aklını başına alsın” demişti.

MHP Lideri Bahçeli’nin flaş açıklamasının ardından Enginyurt twitter hesabından yaptığı açıklamada; “Sayın Genel Başkanımız doğru söylüyor. Cemal Enginyurt olarak benim açıklamalarım, MHPnin resmi görüşünü bağlamaz. MHP Genel Başkanı ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, hareketimizin ve bizlerin tartışılmaz önderidir. Liderimin yaptığı herşeyin, başım üzerinde yeri vardır” dedi.Konuya ilişkin olarak görüştüğümüz MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Twitter hesabından yaptığı açıklamayı tekrarladı ve bir milletvekili olarak görüşlerini dile getirdiğini, ancak Mehmet Özhaseki olmak üzere bazı çevreler tarafından farklı lanse edilmeye çalışıldığını ifade ederek MHP’nin resmi siyasetinin lider Devlet Bahçeli tarafından belirlendiğini söyledi.

Müslüm filmindeki hatayı açıkladı

Vizyona girdiği günden itibaren gişede büyük başarı yakalayan ‘Müslüm’ filmiyle ilgili Gazeteci Soner Yalçın, dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Filmde anlatılan hikayenin Müslüm Gürses’in hayatının birebir aynısı olmadığını vurgulayan Yalçın, Müslüm Gürses’in kız kardeşinin babası tarafından öldürüldüğünün de net olmadığını açıkladı.”Müslüm” filmine gittim… Güzel film; emeği geçen herkese teşekkür ederim. Fakat: Dünyada da böyle; filmi, kurgu değil gerçek sanıyor insanlar!

Müslüm filmi, Müslüm Gürses’in gerçek hayat hikâyesi mi? Seyirci öyle sanabilir. Peki… Bizim meslektaşlara ne oluyor? Filmde anlatılanlar “gerçek” diye haber yapıyorlar! Filmde Müslüm’ün babası, eşini ve kızını öldürüyor.Babası Mehmet Akbaş -gerçek hayatta- kızını öldürdü mü? Medya filmden etkilenip “öldürdü” diye haber yapıyor! Bakınız: Müslüm Gürses hayatını her seferinde farklı anlatırdı. Ne doğru- ne eksik bilmek zordu. Geçmişini unutmak isteyen biriydi. Herkes de buna özen gösterirdi. Ancak mevzubahis olan gazetecilik olunca “yalan habere” göz yummamak gerekir! Babası torbacı idi; esrar/ cıgaralık sarar-içer ve satardı. Eşini “namus meselesi” yüzünden öldürdü.

Kızını öldürdüğünü hiç duymadık! (Keşke Adana’da bir gazeteci şu cinayet dosyasını bulup açıklığa kavuştursa!) Tarihe hakikat mirası bırakmak lazım; senaryo ayrıdır, gerçek apayrı! Filmde, içki kadehi elinden düşmeyen Müslüm Gürses, içkiden ziyade “cıgara” (ve novalgin gibi ilaç) tiryakisi idi. Öyle ki… Film başındaki kazanın sebebi, şoförün (ki taksicidir) uyuması değil, Müslüm’ün “cıgara” dumanından etkilenmesidir. “Mersin 33” pavyonu müdavimleri için bu sır değildir!

Filmde kardeşi Ahmet’in, 1982’de askerden kaçtığı için vurulduğu gerçek; ama Ahmet’in o gün “cıgara çekmekten” kafasının “iyi” olduğu eksik! Müslüm Gürses’de sır çok… ALEVİ Mİ? Müslüm Gürses, “Arap Alevisi” olduğunun bilinmesini istemezdi! Bundan da emin değilim. Çünkü: Doğduğu, Urfa-Fıstıközü bir Türkmen köyü. Adı önce Türkçe “Tisa” idi. Müslüm’ün soyu 1865’te iskan yoluyla köye yerleştirilen “Küçük Aşolar” (Akbaşlar). Köydeki bir diğer göçebe aile “Ertaşlar”; Muharrem ve Neşet Ertaş’ın soyuydu. Ertaşlar, “Türkmen Alevisi” olduğundan, Müslüm Gürses “Arap Alevisi” mi emin değilim? Bu konular araştırmaya muhtaç; ne yazık ilgilenen pek kimse de yok… “Müslüm” filmi… Bir “ikonlaştırma” çabası içinde… Acaba salt Muhterem Nur’un anlattıkları üzerine mi inşa edildi? (Müslüm’ün vasiyeti vardı “filmim çekilmesin” diye! Sonra ne değişti?) Kurgunun, gerçeği yansıtmadığının altını bir kez daha çizmek isterim.

Kuşkusuz… Müslüm Gürses, Muhterem Nur’u çok sevdi. Ama aseksüel idi. Muhterem Nur dışında hayatına giren tek kadın buluğ çağında oldu. Adana’da tekstil atölyesinde iç çamaşırı diken kadınla yakınlaştı; kadın ona bisiklet aldı. İlk politik kavramları da o kadından öğrendi; “sömürü”, “emek” gibi..Politikası olmayan bir “protest” idi Müslüm… Kuşkusuz… Muhterem Nur’un, Müslüm Gürses üzerinde emeği çok. Bahçelievler-Bakırköy’de o kadar daireleri varsa bu onun sayesinde oldu. Müslüm’ün hayatta tek lüksü, sık sık takım elbise almaktı… Kuşkusuz… Müslüm Gürses ile Muhterem Nur “acının birleştiği” iki yaralı insandı. Yaşadıkları zorlu hayatı birbirlerine yaslanarak atlatmaya çalıştılar. Evet, insan yaşadığı koşulların ürünü; ikisinin de hayatı ateşin içinden doğan “arabesk” idi; “dibin dibi” olanından! İşte bu acılı ruh… Müslüm’ün yüreğinden çıkan sesinde yankı buldu. Muhterem Nur’un ise koruyucu sevgisinde…

Müslüm Gürses… Sosyal ve toplumsal tarihimize mal olmuş “öteki “nin sesi… Doğarken ölen “alnı kara “/kadersizlerin feryadı… Uyumsuzların, çaresizlerin, küskünlerin yanık çığlığı… -Sisteme değil- kendine isyan eden ezilmişlerin jiletli itirazı: “Tanrım beni baştan yarat!” Müslümcülerin vücudunu jiletlemesi, kendinden memnun olmadığının ritüeli /”ayini!” Müslüm Gürses… Ne bir Orhan Gencebay, ne de bir Ferdi Tayfur! Magazin hayatı yok… Lüks yaşamı yok…

Gösterişi, şımarıklığı yok… Orhan ve Ferdi’nin tersine o bir tutunamayan! Filmlerinde bile mutlu son bulunmaz; çoğunlukla ölür! Arabesk, sadece müzik değil, yaşam biçimi. “Delikanlılık” kültürünün sembolü; bıyığını kesmez; haksızlık yapmaz, lüks yatlara binmez. Ağır, dürüst, efendi ve hep gariban! “Arabesk dünyanın” en mazlumudur Müslüm… Peki “kaç Müslüm Gürses” var? Örneğin, sonra pop söylemedi mi? Sorunun yanıtı soru: Pop mu arabeski değiştirdi; arabesk mi popa ruhunu verdi? Kayahan’dan Ahmet Kaya’ya hepsi “arabesk ruh” taşımaz mı? Uzatmayayım. Bir filmden tüm bunları anlatması beklenemez. Keza sonuçta: Ülkemizin gerçeği şudur: Biz…

Emniyet Müdürü kızına ceza yazan polise bunu yaptı

Tekirdağ Emniyet Müdürü Mustafa Aydın’ın kızı Gizem Aydın trafikte telefonla konuşarak araç kullanınca polis tarafından para cezasına çarptırıldı. Olayı duyan Emniyet Müdürü Aydın ise, polise ödül ve takdirname gönderdi.Tekirdağ Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, araba kullandığı sırada telefonla konuşan kızına ceza yazan trafik polisini ödüllendirdi.Alınan bilgiye göre, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Trafik Şubesi’nde görevli polis memuru, Aydın’ın kızı Gizem Aydın’ı trafikte seyir halindeyken telefonla konuşurken gördü ve aracı durdurdu.

Polis memuru Gizem Aydın’a,”Seyir halinde cep veya araç telefonu ile benzer haberleşme cihazlarını kullanmak” suçundan para cezası uyguladı.Emniyet Müdürü Aydın, durumdan haberdar olduktan sonra cezayı kesen polis memurunu takdirname ile ödüllendirdi.

Aydın, yaptığı açıklamada, trafik kurallarına herkesin uyması gerektiğini belirterek, “İlk önce bizler trafik kurallarına riayet etmeliyiz. Daha sonra ise vatandaştan uymasını beklemeliyiz. Kızıma ceza yazan polise takdirname verdim. Arkadaşımız görevini yapmış. Trafikte seyrederken telefonda konuşulmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Erdoğan ters köşeye yatıracak

İstanbul ve Ankara başta olmak üzere, yerel seçimlerde aday gösterilecek isimler AK Parti kulislerinin ana gündem maddesi haline geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurmayları ile yaptığı belediye başkan adayları toplantısında, İstanbul, Ankara ve İzmir’le ilgili ‘mevcut durum’ üzerinden değerlendirme yapıldığı, yeni adaylar konusunda bir müzakerenin olmadığı öğrenildi.Ancak, İstanbul için ismi en çok konuşulanlardan biri olan TBMM Başkanı Binali Yıldırım’la ilgili farklı değerlendirmeler yapılıyor.

AK Parti kaynakları, “Cumhurbaşkanımız, İstanbul için bir risk görmezse, Binali Bey’i yerinden oynatmaz. Şu anda da AK Parti açısından İstanbul’da bir risk söz konusu değil. Anketlerde, 45-50 bandındayız” değerlendirmesi yaptı. Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun adı hem Ankara hem de İstanbul için dillendirilirken, eski bakanlardan Mehmet Müezzinoğlu da Bursa ve İstanbul için konuşuluyor. Soylu’nun tüm bu tartışmaların dışında kalarak, ‘bakanlık görevini sürdürmek’ istediği belirtiliyor. Müezzinoğlu’nun İstanbul yerine Bursa için şansının daha fazla olduğu yorumu yapılıyor.

Parti’nin yaptırdığı anketlerde, İstanbul için sürpriz bir şekilde eski başkan Kadir Topbaş’ın da adının çıktığı ileri sürüldü. AK Parti kurmayları, Cumhurbaşkanın ‘Ters köşe’ yaparak, kamuoyunda tartışılan bu isimlerin dışındaki başka bir adayı da gündeme getirebileceğini belirtiliyor. Bu arada 3 dönem kuralına takılan belediye başkanlarının büyük bölümünün yeniden aday olmak istediği ve bu niyetlerini genel merkeze bildirdikleri öğrenildi. İstanbul’un üç dönemlik 8 ilçe belediye başkanından biri hariç diğerlerinin adaylık başvurusu yaptığı belirtiliyor. AK Parti kurmaylarına göre, 3 dönemlik başkanların neredeyse tamamına yakının yeniden aday yapılması ihtimali bulunmuyor.

Üç dönem kuralının işleyeceğini açıklayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, bazı yerlerde bu kurala takılan isimlerin devam etmesi görüşü çıkarsa MYK’da görüşüleceğini, bir elin parmakları kadar isimlerin devamı yönünde bir kararın çıkabileceğini bildirdi.Üç dönemi doldurmuş olanların başka görevlerde değerlendirilebileceğine dikkati çeken Özhaseki, “İstanbul için 39 ilçe var, 8 arkadaşımız orada 3 dönemi dolduruyor. Bu arkadaşlarımızın bazılarına başka ilçelerde veya başka illerde, bulundukları şehirlerde görev verebiliriz” ifadelerini kullandı.

Bakan Soylu sosyal medyadan Kandil’e canlı yayın yapıyor

Bakan Soylu, terör konusunda harekatların sürdüğünü belirterek, “Komisyon toplantısına gittik, hazırlıklı gelmişler. Bizi kum torbasına çevirecekler. Söylediği sözü görüyor musunuz? Afrin işgali diyor. Halbuki Afrin’i işgal değil. Biz öldürülen terörist sayısını verince yurt içi harekatlarda bu kadar terörist öldürülmüş, ‘Siz işgalcisiniz’ dediler. Kendi toprağımızda bizi işgalci olarak nitelediler. Yine aynı zamanda bu kadar terörist etkisiz hale getirdiğimiz zaman bize şunu söylediler, ‘Siz muhalifleri öldürdünüz’ dediler. Yasal bir meşruiyet sağlamaya çalıştılar. Hem uyanık olmalıyız, cümleyi bile aradan kapmalıyız kimseye fırsat vermemeliyiz.

Kimseye böyle bir meşruiyet alanı bu topraklarda sağlamamalıyız. Sonra sen bakansın işte burası yasama, sen yürütmesin burada konuşamazsın. Bakan olsam da ben bu memleketin evladıyım. Şehitlerimiz, gazilerimiz tarafından emanet edilmiş. Her karış toprağında kan üzerinden özgürlük sağlanmış. Kanla sulanmış memleket kolay bir iş değil bu. Fırsat bulsalar istediklerini orada söyleyebilecekler, orada oturmuş canlı yayın yapıyor telefonundan Facebook’tan Kandil’e yayın yapıyor, demek istiyor ki beni buraya atadınız sizin adınıza buradaki görevi yerine getiriyoruz. Hiç merak etmesin aziz milletimiz, Kandil’dekilerin leşlerini getirip milletimizin önüne sermek bizim borcumuzdur” dedi.

Türkiye’nin turizm konusunda bu yıl rekora gittiğini belirten Bakan Soylu, Antalya’da bu sezon 12,5 milyon turistin ağırlandığını ifade ederek, “Bu coğrafyada bize adım attırmamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Ayakta duruyoruz etrafımız yangın ama Türkiye istikametine hedeflerine birçok saldırıya rağmen hamdolsun ki yürüyor. Turizmde tarihi bir rekor kırıyoruz. Antalya 12,5 milyonla tarihinin en üst noktasına geldi. Engellemek için, bozmak için her şeyi yaptılar” diye konuştu.

CHP’den RTÜK’e Payitaht Abdülhamit şikayeti

CHP İzmir milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, TRT’de yayınlanan “Payitaht: Abdülhamid” adlı dizide Mustafa Kemal Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucularıyla ilgili aleyhte ifadeler bulunduğu gerekçesiyle diziyi RTÜK’e şikayet etti. Dizinin 8 Aralık 2017 tarihinde yayınlanan 28. bölümünde geçen konuşmada Osmanlı Devleti’ni yıkanların Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar olduğu ima edildi ve bu kişilerin ‘Batı dünyasının emrinde oldukları’ öne sürüldü. Dizinin 28. bölümünde, ‘Osmanlı düşmanı’ olarak betimlenen iki karakter arasındaki geçen konuşmada “Osmanlı’yı kendi evlatları bizim için yıkacak.

Onlar peygamberlerinin izini takipten vazgeçsin, kitaplarını kapatsın, tarihlerinden utansın, batının kuyruğuna takılsın, imamlarının ipleri papazların ve hahamların ellerine geçsin de ben onlara neler yaptırıyorum” denildi. ‘SİSTEMLİ BİR DÜŞÜNCENİN PARÇASI’ CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, dizide geçen bu ifadeler sonrasında RTÜK’e şikayette bulundu. Altıok “Daha önce TRT Çocuk benzer bir skandalla gündeme gelmişti. Bu defa bahsi geçen diziyle daha ağır bir skandalla karşı karşıyayız. Bu yapımcıların hatası olarak geçiştirilmemeli.

Bunun sistemli bir düşüncenin parçası olduğu kanaatindeyiz” dedi. İDARİ YAPTIRIM TALEBİ Zeynep Altıok Akatlı, RTÜK’e yaptığı şikayette TRT 1’de yayınlanan dizide, Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet’i kuran bütün bürokrat, asker ve sivil hakkında skandal bir imada bulunulduğunu belirterek “Dizide başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cumhuriyet’i kuran, Türkiye’yi özgür kılan, demokrasiyi, halk iradesini ve laikliği getiren kadroların manevi şahsiyetlerine ve devrimlerine hakaret edilmiş ve çiğnenmiştir. Şikayetim uyarınca 6112 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un “yayın hizmet ilkeleri” başlıklı 8. Maddesi ile ‘İdari yaptırımlar’ başlıklı 32. Maddeleri uyarınca, programın yayınlandığı TRT ve sorumlular hakkında idari yaptırım uygulanmasını talep ederim” dedi.

Ali Ağaoğlu herşeyi net olarak açıkladı

FETÖ davasında itiraflarda bulunan Ağaoğlu kaçak olarak yurt dışına çıkan eski başsavcı Zekeriya Öz’ün “kasası” olduğu, Öz’ün Dubai tatilinin masraflarının kendisi tarafından karşılandığına ilişkin belge almaları için iş adamı Ali Ağaoğlu’nun ofisine yolladığı kişilerden olduğu iddia edilen avukat Tayfun Aktaş’ın, “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan yargılanmasına devam edildi. Duruşmada Ali Ağaoğlu tanık olarak dinlendi.İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Tayfun Aktaş getirildi. Duruşmada, önceki celse tanık olarak dinlenmesi için hakkında zorla getirme kararı çıkarılan iş adamı Ali Ağaoğlu dinlendi.

Mahkeme Başkanı, “sanık Tayfun Aktaş’ın FETÖ / PDY üyesi olduğu, Zekeriya Öz’ün Dubai tatiline ilişkin makbuzları istediğine” ilişkin sorusu üzerine Ali Ağaoğlu, “Bu konuda daha önce iki defa ifade verdim. Benim o dönem temsilcim olan Halil İbrahim Demirhan vardı, Aytaç Ocaklı ile beraber ofisime gelmişlerdi. Daha sonradan Tayfun Aktaş geldi. Makbuzu istediler. Olayın üzerinden 5 yıl geçti tam hatırlamıyorum” dedi. Mahkeme Başkanı, “Ofiste neler yaşandı?” diye sorunca, Ali Ağaoğlu, “Makbuzu isteyip ana avrat küfürler ettiler. ‘Savcımızı size yedirmeyiz’ diyerek tehdit ettiler” dedi. Başkan, “Peki Tayfun Aktaş’ın size karşı küfürlü bir sözü oldu mu?” sorusuna ise Ağaoğlu, “Aytaç Ocaklı ile başladı küfür ve hakaretler. Daha sonra Tayfun Aktaş ile devam etti. Tayfun, ‘Savcıyı yedirtmeyiz, hesabını sorarız’ dedi. Ben de kendilerine ‘Defolun gidin’ diyerek kovdum” şeklinde cevap verdi.

Görüşme talebi kimden geldi? şeklindeki soruya ise Ağaoğlu, “Satış temsilcim Halil İbrahim, beni telefonla aradı. Aytaç Ocaklı’nın yanında olduğunu söyleyince sıkıntılı olduğunu anladım. Bunun üzerine onları ben çağırdım ofise. Zaten ofise gelişleri, gidişleri tüm kamera kayıtlarını da ilgili merciilere verdim” diye cevap verdi. Ağaoğlu, “Toplantı çok seviyesiz geçti. Tayfun Bey sonradan geldi. ‘O makbuz verilmezse hesabını sorarız’ dedi” diye konuştu.Sanık Tayfun Aktaş’ın avukatı Ömer Kavili’nin masayı tekmeleme olayı olup olmadığını sorması üzerine Ali Ağaoğlu, “Hayır olmadı” dedi. Avukatın asansör önünde tokalaşma olduğunu söylemesi üzerine, “Hatırlamıyorum. Ana avrat küfürleştiğimiz Tayfun Bey değildi. Aytaç Ocaklı’ydı. Tayfun bey, ‘Savcımızı yedirmeyiz, gereken herşeyi yaparız’ dedi. Ben de ‘Elinizden geleni ardınıza koymayın’ dedim” şeklinde yanıtladı.

Sanık avukatlarından birinin “Davet ettiğiniz birinin tüm masraflarını öder misiniz?” şeklindeki soruya sinirli bir şekilde Ağaoğlu, “Evet, talep olursa karşılarım” dedi. Mahkeme başkanı, Ali Ağaoğlu’nu “Siz tanıksınız, lütfen sorulara sakince cevap verin” diyerek uyardı.Ali Ağaoğlu, “Zekeriya Öz’ü tanıyor musunuz?” sorusuna ise “Kendisini hayatım boyunca iki kez gördüm. Başsavcı olduğu dönemde asistanımı arayarak benimle telefonda görüştü. ‘Bir kahveni içmeye geleceğim’ dedi. Ben de buyursunlar dedim. Bir de babamı kaybettim. Bana taziyeye geldi. O sırada satış temsilcim Halil İbrahim ile karşılaşmış. Halil İbrahim ile daha önceden tanışıyorlarmış. Zekeriya Öz, Halil İbrahim’den Dubai tatilini talep etmiş.Halil İbrahim bana iletti. Ben de ağırlayın, dedim. Halil İbrahim de ne gerekliyse yaptı” şeklinde konuştu.

Daha sonra sanık Tayfun Aktaş söz alarak Ağaoğlu’na soru yöneltti. Sanık Aktaş, “O toplantıda ‘Bu hükümeti düşüreceğiz, ya Tayyip tarafı, ya biz’ gibi cümleler benim ağzımdan çıktı mı?” dedi. Ağaoğlu da hatırlamadığını belirtti. Sanık Aktaş’ın, “Ben savcıyı yedirmeyiz lafını kullandım mı?” sorusuna ise Ağaoğlu, “Herkes söylüyordu. Evet duydum” diye cevap verdi. Duruşma diğer tanıkların dinlenmesiyle devam ediyor. İddianamede, örgütün yargı alanındaki kumpaslarında kilit rol oynayan ve hakkında yürütülen soruşturma kapsamında meslekten ihraç edilen eski savcı Zekeriya Öz’ün Dubai tatilinin masraflarının sanık Tayfun Aktaş tarafından karşılandığına ilişkin belge almaları için Aktaş ile bazı kişileri, iş adamı Ali Ağaoğlu’nun ofisine yolladığı belirtiliyor. İddianamede, sanık Aktaş’ın Zekeriya Öz’ün “kasası” konumunda olduğu öne sürülerek “Silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Allah’ın domuzu neden Yarattığını biliyor musunuz

Allah’ın Domuzu Neden Yarattığını Ve Daha Sonra Neden Onu Yememizi Yasakladığını Biliyor Musunuz?Domuz eti tüketimini yasaklayan birçok din bulunmaktadır ve bu dinlere göre bu et pis ve haram kabul edilmektedir. Peki ama Allah domuzu neden yarattığı halde biz insanların yemesini yasaklamıştır? Gelin bu sorunun cevabına ve domuz hakkında daha birçok şeye birlikte bakalım.Öncelikle bir konuda hemfikir olmalıyız domuz eti insan sağlığına ciddi zararlar vermektedir. Çünkü domuzlar doğada çöple beslenen hayvanlardır. Bu demek oluyor ki gördükleri her şeyi yiyorlar. Çürümüş gıdalar, dışkı, idrar, leş, kendi ölmüş çocuğu ve hatta kanserli tümörleri bile yiyorlar. Buna ek olarak domuzlar bir de dünyanın en hızlı ve en zayıf sindirim sistemine sahiptirler.

4 saat gibi kısa bir sürede tüm yediklerini sindirebilmektedirler. Yani çoğu zaman yedikleri şeylerdeki toksinleri tamamen temizleyemiyorlar ve domuz bu toksinleri kendi hücrelerinde depoluyor. Bu şu anlama geliyor domuz, pislikleri, çöpleri ve diğer hastalıklı canlıları yiyor ve 4 saat sonra kasapta parçalara ayrılarak sofralara geliyor.Allah’ın bizlere helal kıldığı dana, kuzu gibi hayvanlar ise tamamen taze, temiz ve vejetaryan beslenmektedirler. Bu hayvanların sindirim sistemleri daha ileri seviyededir. Ayrıca ineklerde 3 mide bulunmakta, sindirim ise 12 saat sürmektedir. Peki siz pislik, çöp yiyen ve bunları 4 saatte sindiren bir hayvanı mı tercih edersiniz yoksa tamamen sağlıklı şeyler yiyen ve bunları 12 saat sindiren bir hayvanı mı tercih edersiniz? Karar sizin.

Peki ama domuz eti pis ve sağlıksızsa neden Allah domuzu yarattı? Bu sorunun da elbette çok mantıklı bir yanıtı bulunmaktadır. Dünya genelinde biz insanların yiyemediği çok sayıda zehirli hayvan ve hatta bitki bulunmaktadır. Peki bizler Allah’ın bu hayvan ve bitkileri neden yarattığını sorguluyor muyuz? Hayır elbette sorgulamıyoruz çünkü dünyadaki her şey biz insanların yemesi için yaratılmamıştır.

Aynı durum domuz içinde geçerlidir. Allah tarafından yaratılmış domuz ekosistem için büyük bir öneme sahiptir ancak biz insanların sağlığı için zararlıdır. Bizim yiyemediğimiz bir canlının veya bizlere Allah tarafından haram kılınan bir canlının var olmama gibi bir durumu yoktur. Allah domuzu ekosistemin devamlılığı için yaratmıştır ancak biz insanların sağlığına zararlı olduğu için de haram kılmıştır.

Dolandırıcılardan şeytanın aklına gelmeyecek yöntem

Dolandırıcıların yasalardaki boşluğu kullanarak son günlerde uyguladığı yöntem ile binlerce vatandaşın mağdur olduğu ortaya çıktı. Daha dün bu yöntem ile dolandırılan bir vatandaş dolandırıcıların akılalmaz yöntemini Haber7’ye anlattı. DOLANDIRICILARDAN ŞEYTANIN AKLINA GELMEYECEK YÖNTEM + 90 850 484 12 54 nolu telefondan arandım telefonu açtım. Karşıdaki otomatik ses “Sesli mesajınız var dinlemek için 1’i tuşlayın” dedi. 1’e bastım. “Tebrikler aylık 99 tl karşılığı smartfone abonesi oldunuz” dedi ve telefon kapandı. İstemediğim bir abonelik ile karşı karşıya kaldığımı anladım.

Aboneliği iptal etmem gerektiğini düşünürken aynı anda mesaj kutuma “BİLGİLENDİR” kişisinden mesaj geldi.GSM firmama daha önce reklam ve benzeri içerikteki Mesajları almak istemediğimi belirttiğim için ve bir telefon numarası değil de “BİLGİLENDİR” isimini gördüğüm için bunun GSM firmam tarafından atıldığını düşünerek mesajı açtım.Mesajda “Fazla fatura ödemene sebep olan aboneliklerin iptali için 08882992727 nolu telefonu arayın” diyordu. Bende mesajın GSM firmamdan geldiğini düşünerek numarayı 3 defa aradım toplamda 4 dakika sadece müzik sesi eşliğinde bekletildim.

Bu arama için GSM firmam 100 tl ücretlendirme yaptı. GSM firmamı arayıp bu şahısların dolandırıcı olduğunu ve bu yöntemle binlerce insanı dolandırabileceklerini, bu nedenle şikayetçi olduğumu, bir şikayet oluşturulmasını talep ettim, fakat bunu yapamayacaklarını söylediler.

“DOLANDIRILMAMAK İÇİN YAPTIĞINIZ HAREKET İLE DOLANDIRILIYORSUNUZ” Yani size gelen bir telefonla sizi bir yerlere üye yaptıklarını ve sizden aylık belirli bir tutar alacaklarını söyleyip telefonu kapattıklarında dolandırıldığınızı düşünüyorsunuz, aslında o ana kadar dolandırılmamışsınız. Bu sizi dolandırmak için bir yem. Size gelen mesajı dikkate alıp bu aboneliği iptal etmeye kalktığınızda yemi yutmuş oluyorsunuz. 0888 ile başlayan numarayı sadece aramanız bile 20 tl ile ücretlendiriliyor. GSM firmalarınız ise ne bu mesajın size gelmesinin önüne geçiyor ne de bu aramayı engelliyor.

BTK’YA KONU İLE İLGİLİ ŞİKAYET YAĞIYOR

Bu yöntem ile binlerce kişinin çok rahat dolandırılabileceğine dikkat çeken vatandaşlar mağdur olduklarını ve BTK’ya konu ile alakalı şikayette bulunduklarını söyledi.