Hastane açıkladı, CHP’de büyük hüzün

CHP Edirne Milletvekili hayatını kaybetti. Bircan’ın haberini CHP eski milletvekili Barış Yarkadaş sosyal medyadan duyurdu. CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan’ın bugün sabah saat 09:15’te aramızdan ayrıldığını belirtilirken, cenaze töreninin pazartesi günü Edirne’de yapılacağı öğrenildi.24 Haziran seçimlerinde Edirne’den parlamentoya giren CHP’li Erdin Bircan, parti çalışması için gittiği Iğdır’da geçirdiği beyin kanaması sonucu yoğun bakıma alınmış, uzun süredir Ankara’da tedavi görüyordu.

Erdin Bircan, 1959 yılında Enez İlçesine bağlı Hasköy’de doğdu.İstanbul Hasköy Lisesinde okuduğu yıllarda gençlik hareketlerine katıldı. Politika Gazetesi’nde çalıştı.1980’li yıllarda özel sektörde yöneticilikler yaptı. Ticari hayatına 1988’de Erpa Tekstil’i kurarak başladı ve başarılı bir iş hayatı gerçekleştirdi.Uzunköprü’de hayvancılıkla uğraştı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli görevlerde bulundu. Kurucuları arasında yer aldığı Trakyalı Yöneticiler ve İş Adamları Derneği TRYİAD’da 2 dönem Başkan Yardımcılığı yaptı.10 yıl Keşan Ticaret Sanayi Odası KTSO üyeliği yaptı.

Halen İstanbul Tekstil Konfeksiyon İhracatçıları Birliği İTKİB üyeliği, İstanbul Ticaret Odası İTO üyeliği ve İstanbul Sanayi Odası İSO üyeliklerinde bulunmaktadır.Bircan, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Beşiktaş Spor Kulübü üyesidir. 2011 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden milletvekili aday adayı olarak yarıştı. 2015 seçimlerinde önseçimden başarı ile çıkarak CHP Milletvekili adayı oldu. 7 Haziran ve 1 Kasım genel seçimleri ile parlamentoya girmeye hak kazandı. Erdin Bircan evli ve iki çocuk, bir torun sahibidir.

Bakan belirtti, ilave ücreti ödemeyin

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan: “Veri indirme hızının iyileştirilmesi ve erişim hızında tüketici nezdinde şeffaflığın sağlanması amacıyla 1 Ocak 2019 itibarıyla Adil Kullanım Noktası tamamen kaldırılacak. AKN’nin kaldırılması dolayısıyla aboneler herhangi bir dilekçe vermeyecek. Bu uygulama nedeniyle de ilave ücret alınmayacak. Vatandaşın haksız yere bir hizmetin ödemesiyle karşı karşıyla kalmaması için her türlü çalışmayı yapıyoruz. Biz, vatandaşımızı bu konuda kimseye yem etmek istemeyiz” açıklamasında bulundu.

laştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, veri indirme hızının iyileştirilmesi ve erişim hızında tüketici nezdinde şeffaflığın sağlanması amacıyla 1 Ocak 2019 itibarıyla Adil Kullanım Noktası’nın (AKN) tamamen kaldırılacağını belirterek, “AKN’nin kaldırılması dolayısıyla aboneler herhangi bir dilekçe vermeyecek. Bu uygulama nedeniyle de ilave ücret alınmayacak.” dedi. Turhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelere paralel olarak internet erişim hızı ve veri miktarının kullanıcılar için önemli göstergeler haline geldiğini, AKN uygulamasıyla veri indirme hızının iyileştirilmesinin önem kazandığını söyledi. Bu kapsamda, limitsiz olarak tanıtılan paketlerde AKN veri miktarı ve AKN sonrası erişim hızında tüketici nezdinde şeffaflığın sağlanması amacıyla 1 Mayıs’ta kademeli geçiş yapıldığını anımsatan Turhan, 1 Ocak 2019 itibarıyla AKN’nin tamamen kaldırılmasıyla veri indirme ve erişim hızının artacağını bildirdi.

Turhan, kullanıcıların belirli bir kotayı aşması durumunda internet hızının yavaşlamasına neden olan AKN uygulamasının kaldırılması için altyapının geliştirildiğini ve kapasitenin artırıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bu hizmeti veren işletmeci operatörler 1 Ocak 2019 itibarıyla uygulamayı kaldıracak. Kapasitenin üzerinde kullanımda yavaşlama oluyordu. Herkesin interneti eşit kullanması amacıyla getirilen AKN, internet altyapısının gittikçe gelişmesi ve kapasitesinin artması dolayısıyla artık kaldırılacak ve internet kullanımına sınırlama getirilmeyecek. AKN’nin kaldırılması dolayısıyla aboneler herhangi bir dilekçe vermeyecek. Bu uygulama nedeniyle de ilave ücret alınmayacak.” Turhan, AKN’nin kaldırılmasının ardından internet paketi dışında bir ücretin alınmayacağına dikkati çekerek, söz konusu paket ücretlerinin şirketler arasındaki rekabete göre belirlendiğini, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından da rekabetin denetlendiğini dile getirdi. Vatandaşın haksız yere bir hizmetin ödemesiyle karşı karşıyla kalmaması için her türlü çalışmayı yaptıklarını ifade eden Turhan, “Biz, vatandaşımızı bu konuda kimseye yem etmek istemeyiz.” diye konuştu.

Şirketlerin uygulamanın kaldırılması konusunda biraz isteksiz olduğunu belirten Turhan, AKN’nin mutlaka kaldırılacağını söyledi. Turhan, veri akışının her geçen gün arttığı interneti 1 Ocak 2019’dan itibaren herkesin istediği kadar kullanabileceğini vurgulayarak, şunları kaydetti: “AKN’nin kaldırılmasının ardından birkaç hafta içinde yoğunluk yaşanmasını bekliyoruz. Çünkü yılbaşında internet kullanımında talep artabilir. Bunu altyapımızın kapasitesini geliştirerek çözeceğiz. Vatandaşın gereksiz yere ücret ödememesi ve sürpriz faturalarla karşı karşıya kalmaması için her türlü çalışmayı yapıyoruz. Amacımız haberleşme, iletişim ve ulaşım alanlarında vatandaşımıza daha ekonomik ve kaliteli hizmet vermek.” İnternetin amacı dışında kullanıldığında zararlı olabildiğini ve bu durumun sorunlu bir nesil yetişmesine yol açabileceğini anlatan Turhan, “Bu tür hizmetleri maddi çıkarlar ve kötü amaçlar için kullananlar var.

Bunu da kontrol etmemiz lazım.” ifadesini kullandı. AKN NEDİR? AKN uygulaması, şebeke kaynaklarının tüm kullanıcıların aynı kalitede hizmet alabilmesine imkan sağlamak ve tüm abonelerin internete girmeleri durumunda şebeke üzerinde oluşan yoğunluğun dengelenmesi amacıyla kullanılıyor. Ay içinde belirtilen “download” miktarı aşılırsa AKN devreye giriyor. Miktar aşılmazsa, erişim hızında herhangi bir değişiklik olmuyor. AKN aşıldığında, 8/16/24/50/100 Mbps’ye kadar olan hızlar sırasıyla 3/5/8/16/24 Mbps’ye kadar düşürülüyor.

Benzin ve Motorinde indirim netleşti

Petrol fiyatları ve kurdaki düşüş akaryakıtta indirimin yolunu açtı.Önümüzdeki hafta en geç çarşamba günü benzinde ve motorinde indirim yapılması bekleniyor. Petrol fiyatları ve kurdaki düşüş akaryakıtta indirimin yolunu açtı. Habertürk’ten Olcay Aydilek’in haberine göre önümüzdeki hafta en geç çarşamba günü benzinde ve motorinde düşüş olacağını fakat motorin fiyatlarının ÖTV sebebiyle pompaya yansıltılmayacağını belirterek, indirim rakamlarını açıkladı.

Brent petrol, dolar kuru ve ürün fiyatlarının eş zamanlı olarak düşmesi, akaryakıt fiyatlarına indirim olarak yansıyacak. Salı ya da en geç çarşamba günü benzinde 13-18 kuruş aralığında bir indirim hesaplanıyor. Motorinde de 15-20 kuruş indirim bekleniyor.Benzine en son 7 Kasım’da 20 kuruş indirim gelmişti. Motorinde pompa fiyatı değişmeyecek ancak, motorinde, devletin litre başına eşel mobil uygulaması gereği Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alacağı halen 27 kuruş. İndirime konu olacak tutar kadar motorindeki ÖTV artırılacak. Bu nedenle motorinde pompa fiyatı değişmeyecek. ÖTV’nin sıfırlanmasının ardından benzinde olduğu gibi motorinde de indirim yapılacak.

17 Mayıs’tan buyana uygulanan akaryakıtta eşel mobil uygulamasıyla devlet 8.3 milyar lira ÖTV’den feragat etti. Milyonlarca dizel araç sahibi bu durumdan hoşnut olmasa da devletin inen petrol fiyatları ve dolar kurundaki azalışla birlikte pompa fiyatlarına da tatmin edici düzeyde inidirim yapmasını beklemektedir. Benzin ve Motorin arasındaki fiyat farkının kapanması ile birlikte tüketicilerin araç seçimi yaparken tercihlerinin de eskisi gibi dizel araçlardan kullanmayacağı ve benzinli araçlarının satışının hızlanabileceği ifade ediliyor.

İYİ Parti’ye kayyum geliyor

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, genel merkeze istifa dilekçesini sunan İstanbul İl Başkanı Ersin Beyaz’ın yerine, genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü Mehmet Satuk Buğra Kavuncu’yu İstanbul İl Başkanı olarak atadı.Siyaseti öğrenip parti tabanını tanımaya çalışan Buğra Kavuncu, İstanbul’da kendisine önerilen isimlerle tek tek görüşmeler yaptı. Hazırladığı yönetim listesini göreve atandıktan 15 gün içinde dernekler masasına sunması gerekirken, zaman aşımına uğradı. Buna rağmen dernekler masası, il yönetim listesini değerlendirmeye aldı. Tek tek araştırılan il yönetim kurulu üyelerinin sabıka kayıtlarına ve başka parti üyelikleri olup olmadığına bakıldı.Yapılan araştırmada, listede yer alan bir çok ismin AK Parti, CHP ve MHP üyeliklerine rastlandı.

Üye oldukları partilerden istifa edip İYİ Parti’ye kayıt yaptırmayan isimler, dernekler masası tarafından listeden çıkartıldı. Bu kez de listede yer alan isimler, yönetim kurabilecek sayının altında kaldı. Kaotik durum bir yazıyla İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na bildirildi. Kavuncu’nun referansla il yönetimine dahil ettiği bazı isimler de kısa sürede istifa ettiklerini duyurdu. B.C.M isimli partili, il başkanı Buğra Kavuncu ile görüşüp il yönetimine dahil oldu. Daha sonra sosyal medya hesabında yakın tarihli ve çok miktarda AK Parti’yi övücü paylaşımlar yaptığı ortaya çıktı. Tepki alan M., bunun üzerine partililerin whatsapp grubunda yaptığı “Kıymetli arkadaşlar; kendi isteğimle ve almış olduğum kararla İYİ Parti İstanbul yönetiminden, İYİ Parti ile alakalı tüm yerlerden istifa ediyorum. Geleceğim, kariyerim ve diğer iş yaşamımın tehlikeye girmemesi açısından gerekli mecralardan istifa ediyorum” açıklamasıyla hem yönetimden, hem partiden ayrıldığını duyurdu.

Buğra Kavuncu, revize edeceği yönetim listesini Siyasi Partiler Kanunu’na uygun olmasa da yeniden dernekler masasına sunacak. Ersin Beyaz’ın istifa ettiği tarihten sonra 45 gün içinde kongreye gidilmediği için il başkanlığına kayyum atanması da gündeme geldi. Siyasi Partiler Kanunu’na göre yeni atamanın tarihi değil, bir önceki il başkanının görevden alınması veya istifasının tarihi baz alınarak yapılan süre sayımına göre, yeni atanan il başkanının 45 gün içinde partiyi kongreye götürmesi gerekiyordu. Bunun gerçekleşmemesi üzerine, Buğra Kavuncu’nun yetkisi de tartışılmaya başlandı. Yasaya göre genel merkezin görev yazısını yenileme, uzatma veya yeni bir ismi atama yetkisi yok. Herhangi bir partilinin ilçe seçim kuruluna yapacağı bildirim, il yönetiminin kayyuma kalıp, 30 gün içinde kongre yapmasını zorunlu hale getirecek. Siyasi Partiler Kanunu’na göre bu süre ilçelerdeki istifa veya görevden almalarda 30 günle sınırlandırılmış.

Özhaseki’den açıklama Fetö’ye arsa vermeyen yok

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Yerel Yönetimler Başkanı,Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Mehmet Özhaseki N GAZETE’ye konuştu…İşte o röportaj: Nuray Başaran: Ankara’ya aday mısınız?Mehmet Özhaseki: Şöyle ,tabi bu konuşmaları emin olun klasik siyasetçiler gibi dolaştırarak söylemeyeceğim. Ankara için bir çok isim tespit ettim. 81 vilayet için tespit ettiğim gibi. Ve ben bu birimin başındayım. O şehirlerde, ‘ en iyi adam kim, en liyakatli adam kim. Kiminle kazanılır?’diye. Çünkü biz kalıcı bir partiyiz. Öbür seçimlerde yine bu milletin yüzüne bakacağız.

FETÖ’ye 1 milimetre arsa vermedim diyen Allah’ın kulu çıksın da göreyim diyen Mehmet Özhaseki “Ankara’ya bilgim de gücüm de yeter” diyerek AK Parti’den adaylığını resmen ilan etti. FETÖ’ye arsa vermeyen yok Gelip geçici partiler gibi, bir oy şamatasıyla kazanalım diyen insanlardan değiliz. 81 vilayet için bunu çalıştığımda, Ankara için de bunun altından kalkacak durumdayım diye görüyorum. Gücüm de var, bilgim de var diye düşünüyorum . Ama ben burada kendim aday olmam. Dilekçe de vermem. Çünkü beyefendi beni biliyor, tanıyor. Haftada birkaç kez görüşüyoruz. Saatlerce toplanıp bu sunumları yapıyorum ben. Ben ne diyebilirim ki?

Nuray Başaran: Peki Ankara için kendiniz dışında kimleri tespit ettiniz? Mehmet Özhaseki: Tespit ettklerimi söyleyemem ki. Çünkü hiç birisi kabul görüp de dışarıya sunmuyoruz. Dışarıya sunmuş olsak, elbette ki arkadaşımızı her türlü söyleriz. Bu arada gerek dışarda kamuoyunda, gerekse bizim arkadaşlarımız arasında, benim ismim üzerinde bir ittifak var. Eğer beyefendi derse ki, ‘Adayımız sensin. Çalışmaya başla’. Hemen Bismillah der çalışmaya başlarız. Zaten burada ben belediyelere abilik yapıyorum şimdi. Bu görevime de devam ederim.

Nuray Başaran: Tecrübe önemli. Ama Ak Parti’de yeni seçilecek görevlere hep aynı kişiler aday gösteriliyor. Oysa Ak Parti , gençlik kolları noktasında Türkiye’de en örgütlü parti ama yeni aday ve lider çıkmıyor. Bu bir problem değil mi? Ben bir süredir ‘Ak Parti’de neler oluyor?’ başlığı taşıyan yazılarımda bunları dile getiriyorum. Hatta bir yazımı bu sebeple Binali Yıldırım’a ayırdım.Mehmet Özhaseki: Bu haksızlık olur. Müthiş uzmanlığı olan genç arkadaşlar bulursak başımızın üstünde yeri olur. Birinci tercihimiz bu. Israrla söylüyorum bunu. Ama bir İstanbul Avrupa’nın bir çok kentinden büyük, keza başkent de öyle. Ve burası, manevi değeri olan bir şehir.

Nuray Başaran: Peki Binali Bey, şu anda TBMM Başkanı. TBMM Başkanlığı daha az önemli bir makam mı? Ya da, niye zamanında TBMM Başkanı başka birisi olmadı. Binali Bey yerel seçimler için İstanbul’u beklemedi. Ne bileyim şimdi yine , ‘TBMM Başkanı kim olsun ?’diye zamanımız gidecek, enerjimiz gidecek. Her yere aynı kişiler talip oluyor eleştirileri var. Tabii üç büyük şehrin önemini kabul ediyorum ama yine bu durumda da, Ak Parti’nin yeni kişi yetiştirmediği ve yetenekli ve tecrübeli kişi sıkıntısı yaşadığı gündeme gelmiyor mu?Mehmet Özhaseki: Öyle görevler vardır ki, biraz ihtisas ister. Bazı görevleri de herkes kolayca yapabilir. Yani eğer doktorluk yapacaksanız, kesin Tıp mezunu olmanız lazım. Ama iktisat mezunu, maliyeci, yan yana dizildiğinde 20 gurup bir çok görevi yapabilir.

Şimdi eğer belediye başkanı olacaksanız, bir para yönetimini bilmeniz lazım. 2- insan yönetimini bilmeniz lazım. İnsan yönetimi içerisinde gerek oradaki halkın temsilcisi olmak hasebiyle onlarla ilişkiniz, gerekse personelle ilişkinizi iyi yönetmeniz lazım. 3- mekan yönetimini bilmeniz lazım. Dört algı yönetimini bilmeniz lazım. 10’a kadar bu sayıyı çıkarabilirim. Şimdi siz sıkılmayın diye saymıyorum.Nuray Başaran: Yok sıkılmamMehmet Özhaseki: Belediye başkanı bu noktada tüm bunları bildiği gibi, bir orkestra şefi gibi de işi götürmek zorunda. Yani mimariden en iyi kim anlıyor, muhasebeden kim anlıyor… İşte oradaki fen işlerinde, bu işin alt yapısından kim anlıyor, alt yapısındaki sular idaresinden, kanal idaresinden kim anlıyor? Bütün bunları bir araya getirip, başlarında ‘abi’ kılığıyla orkestra şefi gibi idare etmek durumunda olan kişidir belediye başkanı.

Bir sürü milletvekili arkadaşımız şimdi yepyeni başladı mecliste. Benim aslında Cumhurbaşkanımıza teklifim şu oldu: Bende birikim var. 21 yıl yaptım ben bu belediye başkanlığını. Allah’a şükür aldığım noktadaki belediye ile teslim ettiğim belediye arasında dağlar kadar fark var. Türkiye’nin ilk stadını yapan benim. Bedava barajı yapan benim. Ben bedava baraj nasıl olursa onu ben gösterdim Türkiye’ye.Türkiye’nin en önemli kayak merkezini ben yaptım. Anadolu’nun ortasında en güzel raylı sistemi ben yaptım. Şimdi bakın tüm bunlar bir tecrübe istiyor. Ben tüm bunları biliyorum. O zaman bana müsaade edin, ben 15 tane genç alayım ben bunları usta çırak ilişkisi ile yetiştireyim dedim mesela.Belediye başkanlığında genç bir arkadaş olsun, ya da yeni bir sima olsun denilemiyor. Bunun dışında bizim kendi içimizde, şu anda parti yönetimi o kadar genç ki, inanın yaşlılardan iki üç kişiden biri olarak ben kaldım. Partiye halbuki ben en genç olarak başlamıştım. Şimdi orada bir harmanlama var.

Nuray Başaran: Peki yenileri yetiştirdiniz mi?Mehmet Özhaseki: Evet yenileri yetiştirmeye başlayacağız.Nuray Başaran: Bu yerel seçimler Ak Parti için zor bir seçim mi? Zira kulislerde gizli gizli Ak Partililer zor olduğunu konuşuyor? Üç büyük şehirde sıkıntı var mı mesela? Ki kamuoyu algısı öyle. Bu nedenle adaylar noktasında daha titiz misiniz? Başta üç büyük şehir olmak üzere.Mehmet Özhaseki: Her seçimin kendine has bir zorluğu var. Bundan emin olun. Ben geçirdiğim 5 büyük seçimi düşünüyorum, her birinde belediye hizmetleri, şehir konuşulduğu gibi, genel siyasetin kendisine has getirmiş olduğu yük de konuşulur. İnsanlara bunu, onu, konuşma diyemezsiniz. Nihayetinde belediye seçimlerine gidiyoruz ve bu seçimlere giderken de, herkesten daha avantajlı gidiyoruz. Bizim belediye geçmişimiz ve sicilimiz çok temiz. O yüzden de bu seçimlerde evet zorlanacağız, rahat değiliz bunu da biliyoruz ama seçimlerde büyük bir galibiyete imza atacağımıza ben yürekten inanıyorum.

Nuray Başaran: Konuşmanızdan , ‘Eğer cumhurbaşkanımız hadi derse’ deseniz bile, ‘ Ankara için hazırım ‘dediğinizi de anlıyorum.Mehmet Özhaseki: Böyle dersek inanın yanlış olur. Biz Cumhurbaşkanıyla beraber mesai arkadaşlığı yapıyoruz. Cumhurbaşkanımızı çok seviyoruz ve yardımcı olmak istiyoruz. Bakın 24 saatini bu işlere ayırmış bir insan. İki gün önce beraberdik. Hangi saat uyuyor, nasıl kalkıyor, nasıl tahammül ediyor, her gün, ben hayretler içinde izliyorum. Bazen biz iki üç günlük programa katılıyoruz , uzun yollara gidip geliyoruz. Dönünce diyorum ki kendi kendime , ‘Yarın Pazar rahat edeyim şöyle bir. Kahvaltımı doğru dürüst edeyim, öğleden sonra işe başlayayım’ falan diyorum. Televizyonu açıyorum ki, Cumhurbaşkanımız yine bir yerde konuşuyor. Böyle bir iklim içerisinde devam ederken, o bize dönüp herhangi bir arkadaşımıza -çok net söylüyorum genel başkan yardımcısı olsun, milletvekili olsun- , ‘ senin için şurayı uygun gördüm, gel burada yardımcı ol ‘ dese, hiç birimizin reddetme şansı ve lüksü yok.

Nuray Başaran: Belediye başkanlarına , o şehirde yaşayanlar bir nevi o şehrin anahtarını veriyorlar. Bu manada belediye başkanlarının aday oldukları şehirden olması önemli. Siz Kayseri’den kalkıp Ankara’ya aday olacaksınız. Bunu ne kadar doğru buluyorsunuz? Aynı zamanda bu tercihleri yapan birimin başında olan birisi olarak, ‘ herkes her şehirden aday olabilir’ diyebiliyor musunuz?Mehmet Özhaseki: Doğrusu bu konuda İstanbul, İzmir, Ankara ve bir kaç ili bunun dışında tutuyorum. Şundan dolayı tutuyorum. Bu şehirlerde, o şehrin nüfusuna kayıtlı insanların annesi babası bile Anadolu’dan bir yerden gelmiş. Şimdi rastgele bir insana sorun, ‘ Ankara’da doğdum ‘diyecektir. Peki anne baba diyeceksiniz? Babam Trabzon’dan diyor, annem Tekirdağ’dan göç etmiş diyecekler. O kadar çok rastlıyorsunuz ki buna. İlk 19 vilayetin nüfusu neredeyse 4 milyon civarında . Bakın ben size bir çalışma yaptık onu okuyayım. İlçe ilçe çalışmış arkadaşlar. En başta Altndağ var. 364 bin nüfusu var. 104 bin Ankara’da doğan insan var. Ki bunların büyük bir kısmının anne babası dışardan gelmiştir. Çorumlu 42 bin kişi var. Çankırılı 21 bin 232. Sivaslı 4 bin 465. Devam ediyor. Hangi ilçeyi derseniz ben burada okumaya devam edeyim. Mamak, rastgele okuyorum. 622 bin nüfusu var. 100bin 695 Çorumlular, 122 bin sadece Ankara doğumlu, 20 bin Çankırılı var, 11 bin Kayserili var. Sırayla okuyorum özel seçmiyorum.

Nuray Başaran: Kayserililer de var Ankara’da diyorsunuz yani?Mehmet Özhaseki: 35 bin 308 Kırşehirli var. Ankara’ya kayıtlı hemşerilerimizin sayısı 1-1.5 milyonsa, 4-4.5 milyon da özellikle Orta Anadolulu var. Yani Ankara’nın çevresindeki Çorum-Çankırı –Kırşehir-Yozgat-Kayseri gibi vilayetlerden gelen hemşerilerimiz var. Böyle olunca, buralar artık ülkenin ortak şehirleri. Hiç kimse ‘Ankaracılık’ yapamaz. Ankara benim , İstanbul benim. Ben öyle görüyorum. Nuray Başaran: Melih Bey ile iyi diyaloğunuz vardı bildiğim kadarıyla. Son zamanlarda kulislerde Melih Gökçek’in sizi Ankara’ya önerdiği konuşuluyor. Böyle bir şey var mı?Mehmet Özhaseki: Yok doğru değil. Hiç birisi doğru değil. Melih Bey ile 25 yıldır tanışırız. 94’ten itibaren belediye başkanlığı var. Doğrusu Melih Bey’i çok çalışkan bir insan olarak görürüm. Siyaset tarzı ve üslubu kendine ait. Benim üslubum uymaz. Yani Melih Bey ile aynı değil. O biraz daha genel siyasetin içinde. Gündemi yakından takip ediyor. Ve biraz da polemiği çok seviyor. Bunu ben eleştiri manasında da söylemiyorum. Ancak ben bunlardan uzağım. Ben işimin başına geçer çalışırım. Gece gündüz çalışırım. Hiç kimse ile polemiğe girmem, hiçbir parti ile laf yarışına girmem. Ancak birisi bana bir şey söylerse, onun da karşılığını veririm. Orada da geri durmam. Yoksa siyasetin içerisinde aktör olmam ,sadece hizmetlerimi konuştururum. Benim usulüm de bu.

Nuray Başaran: Siz de duymuşsunuzdur herhalde sizi önerdiğini?Mehmet Özhaseki: Arkadaşlığımdan dolayı. Karşılıklı olarak sempati duyduğu için mutlaka söylüyordur. Eyvallah, ona saygı duyarım ama Allah razı olsun derim. Ne diyebilirim Ki ? Nuray Başaran: Geçtiğimiz günlerde sayın Melih Gökçek ve Sayın Cumhurbaşkanı Çankaya Köşkü’nde buluştular.Mehmet Özhaseki: İçeriğini ben bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum. Ne konuştuklarını bilmiyorum. Duydum ben de ama içeriğini bilmiyorum. Epeyden beri bir araya gelen insanların bir araya gelmesi, bir toplantı mıdır yoksa başka bir istek mi vardı , ben bilmiyorum. Nuray Başaran: MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Melih Gökçek’i aday gösterme teklifi Ak Parti kulislerini de hareketlendirdi. Hatta Melih Bey’i çok eleştirenler bile , ‘acaba Melih Bey aday olur mu? Melih Bey’e yeniden sahip çıkmalıyız’ diyenler oldu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Melih Bey yeniden Ak Parti adayı olabilir mi?Mehmet Özhaseki: Bunlar siyasetin cilveleri. Üzerinde yorum yapmaya çok gerek yok.

Nuray Başaran: Peki siz ile ilgili Kayseri’de FETÖ ile mücadelede değişik yorumlar var. Bunlardan bir tanesi FETÖ’den tutuklanan iş adamlarının iddiası. O iş adamları, ‘Gülen’e bizi Mehmet Özhaseki götürdü. Biz içerdeyiz o niye dışarda? Diye sordular. Yine yargı aşamasında FETÖ borsasında başrol oynadığınıza dair spekülasyonlar oldu. Mehmet Özhaseki: Ben hiç duymadım. Siz nereden çıkartıyorsunuz bilmiyorum. Hiç bir yerde, hiçbir köşe yazarı yazmadı. Nuray Başaran: Eee medya yazmıyor, yazamıyor belki Mehmet Özhaseki: Ne münasebet, ben FETÖ davaları başladığında bir tek gün bir tek saniye, ne bir emniyet müdürünü, ne bir savcıyı aramış bir Allah’ın kuluyum. Kendi hallerine bıraktık. Kendi hallerinde bağımsız şekilde karar verdiler. Bunun dışında hiç kimse bunu söyleyemez. Hakikaten bunu söyledikleri zaman, canlarına okurum onların.Öyle bir şey olamaz. İftiraya kapalıyım ben. Öbür konuya gelince, siz hiç FETÖ’ye gidip çay içen, sohbet eden insana ceza verildiğini gördünüz mü? Hayır. Neye ceza verilir? FETÖ’cü olduğu kesinleşen insana ceza verilir. Eğer FETÖ’ye giden, çay içip sohbet eden insanlara ceza verilecekse, Türkiye’de milyonlarca insana ceza vereceksiniz.

Kendimle ilgili söylüyorum, bir gün o sohbetlere gitmedim. Diz çöküp çay içmedim bir tek gün. 25 yıllık belediye başkanlığı hayatımda, FETÖ’ye 1 milimetre arsa vermemiş olan tek insanım ben . Hadi bunu yiğitçe söyleyen bir adam çıksın. Yani, ‘ FETÖ’ye ben 1 milimetre arsa vermedim ‘ diyen bir Allah’ın kulu çıksın da göreyim. Çok azdır. Bakın 2013’ün sonuna kadar bunlarla büyük bir çoğunluğun merhabası var. İstisnalar olabilir ama büyük bir çoğunluğun merhabası vardı. Kimini yurt dışına götürüyorlardı. Kimini getiriyorlardı. Kimiyle temasları vardı.Kayseri’de de doğru, çok güçlü bir yapı. İstikbal gurubu ve çevresinde oluşan organizedeki zengin bir gurup, özellikle FETÖ ile içli dışlı olmuşlardı. Bunların içli dışlı olmalarının sebepleri, ilk anda çocuklarını okutmak, yardım etmek vesaire diye başladı. Fakat daha sonra, bunları uyardığımız halde( daha sonra örgüt konumuna geldikten sonra) 2014 Martta biz seçimlere girdik.

2013 sonundan itibaren de bunların yüzleri ortaya çıkmaya başladı. Ki Mart seçimlerinde de zaten cephe alıp, karşıda hangi parti güçlüyse oraya çalıştı bunlar. Böyle bir yapı vardı. Başlarındaki arkadaşı çağırdım ve, ‘ bak siz yardım etmek niyetiyle buraya gelip gidiyorsunuz ama burası bir örgüt haline dönüştü ve her şey de açığa çıktı, ve bunu herkes gördü, ne olur ilginiz kesin’ dedim.Bunu televizyonlarda 3-4 kere anlattım. Niye dediklerinde? 1-İslami bir cemaatse insanları niye dinler? 2-Niye insanların özeline girer bantlar koyarlar. Bunların hangi dinde yeri var? 3-Niye MİT tırları çevrilip Türkiye dışarıya şikayet edilir? Hem yurt içinde çok hoşgörülü bir topluluğuz deyip, yurt dışına şikayet edilir mi? 4- Niye sınav soruları çalınır, fakir fukaranın hakkı niye yenir? Bunun hangi kitapta, hangi dinde yeri var?…gibi 10 tane soruyu Hacı Boydak’a sordum. Gözüne baktım. ‘Ne olur Hacı bunları bir düşün, bak şuradan yakanı kurtar’ dedim. Rica ettim.

Nuray Başaran: O ne dedi?Mehmet Özhaseki: Daha sonra geldiğinde, yani ikinci sefer geldiğinde, ‘ ben devam edeceğim’ dedi.’ Peki benim sana yapacak bir şeyim kalmadı Hacı’ dedim. O günden beri irtibat tamamen kesildi. Oradaki görüşme nedir?Bizimki insani bir görüşme. Neden insani bir görüşme? 2014 ortalarına kadar veya da bizim seçimlerde 2013 sonuna kadar diyelim, İstikbal’e uğramayan ve yemeklerini yemeyen bir tane devlet görevlisi yoktur. Niye? O güne kadar örgüt değildi burası. Burası bir STK’ ydı. Kendilerini dışarıya, Türkiye’ye insanlar yetiştiren bir gurup olarak sunuyorlardı. Öyle değil mi? Herkes böyle biliyordu. Yurt dışına okullarına gidildiği vakit-ki üç dört okula ben de gittim- İstiklal Marşı okuyorlar, Türk Bayağı var, Atatürk var . Yurt dışında istiklal Marşı okuyan o kara çocuklardan etkileniyorduk. Ama 2013’ ün sonu geldiğinde, irtibat orda kesiliyor. Ondan sonra örgüt havasına girdiği çok netleşti ve MGK kararlarına girdi.

Nuray Başaran: Ama eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök konuyu MGK’ya 2004’te getirdiğini söylüyor.Mehmet Özhaseki: Yok, yok o doğru olmaz. O ayrı bir şey. Karar alma aşaması çok sonra. O karar alındıktan sonra, siz hala daha bunlarla irtibatınız varsa, bu en büyük kötülüktür. Yani şunu söylemek istiyorum,2013’ün sonuna kadar STK iken 81 milyonun herhalde 75 milyonu görüşüyordu bunlarla. Ya merhaba diyordur, ya çocuğunu göndermiştir okullarına veya yardım etmiştir veya kurban vermiştir..vs. vs. Ama sonunda 2014’te örgüt olduğu ortaya çıktı, devlet kararlarına girdi, bütün deliller ortaya döküldü, hırsızlıkları , bunların kötülükleri, istihbaratçılıkları, yurt dışı tezgahlar, kumpaslar vs vs..Asıl tehlike bu tarihten sonra , bunlarla irtibatta olmaktır. Çok net benim bu konudaki kararım. Bunu söylerken de hiç kimseyi Amerika’ya götürmüş de değilim. Ama FETÖ’ cülerin en büyük iftirasına uğrayan adam da benim.

Nuray Başaran: Niye?Mehmet Özhaseki: Niye? 2013’ün sonundan itibaren televizyonlara çıkıp saatlerce bunlara, hem nasihat eden, hem içlerindeki alt tarafları , bunlardan ayıran bir insanım ben. Beni tehlike gördüler. Kumpaslar kurdular.Burada başsavcılar vardı, şimdi tutuklu. Her olay yakalandığında, özel yetkili savcı bunlar, ‘Haseki’nin adını verin sizi serbest bırakacağız’ denen onlarca adam var Kayseri’de. Şahitler. Vallahi gelen insanlara diyorlar ki, ‘Haseki’nin adını verin sizi serbest bırakacağız.’ Yaşayan şahitler var. Hepsinin emniyette ifadeleri var. Böyle bir iftiraya kumpasa da uğradımNuray Başaran: Öyle mi? Bu kumpaslara ait doküman ve belgeleri topladınız mı?Mehmet Özhaseki: Merak etmeyin, her şeyi herkes biliyor. Her yerde var bunların tespitleri. Emniyette var.

Nuray Başaran: Sözünüzü kesmek istemedim az önce, FETÖ’ ye arazi vermeyen tek belediye başkanı benim dediniz. Birinci sorum; bu günleri o zamandan gördünüz mü? Her belediye arazi verirken siz vermediniz. İkinci sorum; yüzde yüz her belediye verdi demiştiniz, belediyelerin büyük çoğunluğu Ak Partili olduğuna göre, bu başkanların da büyük çoğunluğu Ak Partili olduğuna göre …Mehmet Özhaseki: Yooo tam tersine. Tam tersine. Bakın şimdi hiçbir arkadaşımı zan altında bırakmak istemem. Bu sözümü söylerken, ben kendi konumumu teyit için söyledim. Yoksa, hiç kimseyi zan altında bırakmak için asla söylemiyorum böyle bir şeyi. Nuray Başaran: Ama bu dediklerinizi açmak zorundayım.Mehmet Özhaseki: Yok açmayın. Madem açtınız , ben de izah edeyim. Ben hiçbir zaman, ‘ o arkadaş verdi, bu arkadaş vermedi. Ya da, ‘ on metre verdi 5 metre verdi’ diyecek birisi de değilim. Ancak kendi konumumu teyiden söylüyorum, bir milimetre vermemiş biriyim diyorum. Bunlara niye vermedim derseniz, ‘evet yaptıklarını bazen herhalde iyi işler yapıyorlar’ diye izlemiş biriyim zamanında ama 2013’ün başından itibaren , ‘eyvah burada birşeyler oluyor.

Bunlar siyasete karışmaya başladılar.Bunlar siyasetin içinde aktör olmaya başladılar, elemanlarını acayip yerleştiriyorlar, hele hele Ergenekon olaylarında ilgili ilgisiz insanları içeriye atıyorlar’ diye de sağımda solumda herkese konuşmalar yapmış biriyim.Bunu 2012 yılının sonundan itibaren söylemeye başladım. 2013’ün sonunda bunlar netleşince kararım da netleşti. Niye vermediğime gelince; ben bu milletin malı konusunda çok titizim. Hiç kimse benden ‘vakıfçıyım, iyi iş yapıyorum ‘ diye bir şey alamaz. İyi iş yapıyorsa, parasını versin alsın. Benim zihniyetim böyle. O yüzden kimseye beleş arsa yok bende. Nuray Başaran: Dün akşam itibarıyla FETÖ’yü Amerika’nın Türkiye’ye iadesi veya Güney Afrika’ya gönderilmesine ilişkin çalışmalar başlattığı gündemimize düştü. FETÖ Türkiye’ye teslim edilir mi? Edilirse bu seçimleri ve Ak Parti’yi nasıl etkiler? Bu konudaki ön görünüz nedir? Neden şimdi?Mehmet Özhaseki: Ben FETÖ’yü özel yetiştirilmiş birisi olarak görüyorum.Dini bilgilerle donatılmış, tam 40 sene önce özel guruplar tarafından Türkiye’ye sürülmüş, tüm dünyada da desteklenmiş , kocaman bir yapı haline getirilmiş , yurt dışında bağlantılı olduğu yerlere hizmet eden, bir gurup başı olarak görüyorum.

MHP’nin Siverek adayı Fatih Bucak’tan ses getirecek sözler

MHP’nin Şanlıurfa Siverek Belediye Başkan Adayı Fatih Mehmet Bucak adaylığının kesinleşmesi üzerine dün akşam Güneydoğu TV’nin telefon konuğu oldu.Bucak, sert açıklamalarda bulundu. “Öncelikle ben yerel bir şive kullanmak istiyorum” diyerek söze başlayan Bucak, “Batılı, Ankara, İstanbul şivesini kullanmak istemiyorum yani bir Siverekli gibi konuşmak istiyem işin açıkçası” diyerek “Elma yemeyi de biliyoruz, alma demeyi de… Şimdi ben baktım yakın çevremde adaylar kibar konuşma meraklısıdır. Bende onlara dedim ki ‘oğlim o iş öyle olmaz, böyle olur’. Şimdi de bu saatten itibaren kendi öz, vatan, yöresel, çatlamış toprakların şivesiyle konuşacam.

Daha benden artık o güzel ağdalı Türkçeyi bekleme bu bir” diyerek yerel şive kullanacağını ifade etti. Seçim çalışmalarını devletten aldıkları parayla yürütüklerini iddia ederek AKParti’lileri hedef alan Bucak, “İkincisi şimdi biz bu seçime girdik ya canım kardeşim bir adam cimriyse uzak dur ama hem cimri hem yalancıysa onu toprağa karıştır. Allah yalancılarla, sözünde durmayanlarla, cimrilerden uzak tutsun. Lafım meclisten dışarı, kendilerine susayınca bir bardak su alıp içemeyenler bu memleket adam olmazlar. El kesesinden bonkörlük yapan da bir şey sahibi olmaz. Daha benim tanıdığım o belediye başkanları senin bölgedeki, vekillerin hepsi hala devletin parasıyla uçağıyla gidip geliyor. Ben Mehmet Ağa’nın parasını harcıyorum ben şimdi 180 trilyon paramı getirip orada toprağa gömeceğim. Bütün Siverek bilsin, servetimi satarak geliyorum.”

ifadelerini kullandı.Bucak, sözlerine şu şekilde devam etti:”Ben oraya seçime gelmiyorum ölmeye geliyorum, iki bir daha bucağın içinde bir tane başka lehvalı araba görürsem kendileri bilir şimdiden elleriyle mezar kazmaya başlasınlar gelir gelmez de ilk Kanarya dağa gidiyorum bakalım el mi yaman bey mi yaman hodri meydan. bir yalancı olacaksın, mıymıntı sünepe olacaksın iki artistlik yapacaksın biz bunu yemeyiz.Biz çatlamış topraklara çatlamış ayaklarıyla basan bir insanız, biz seçime de gelmiyoruz bunu bil ben ölmeye geliyorum babayiğit olan çıksın karşıma.”Siverek’in önde gelen aşiretlerinden birine mensup olan Bucak,  24 Haziran 2018 seçimlerinde AKP’den aday adayı olmuştu.

Bahçeli’den Cemal Enginyurt açıklaması. Sözleri partiyi bağlamaz

MHP Lideri Devlet Bahçeli, son günlerde AK Parti’ye yönelik eleştirileriyle gündeme gelen MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un sözlerinin partisini bağlamadığını açıkladı.Bahçeli twitter hesabından yaptığı şok açıklamada, Bu kapsamda partimizin siyasi faaliyetlerinin belirlenmesinde, parti politikalarının tezahürüyle birlikte kamuoyuna aktarılmasında Ordu Milletvekilimiz Sayın Cemal Enginyurt’un değerlendirme ve açıklamaları Milliyetçi Hareket Partisi’ni bağlamayacaktır” dedi.

Devlet Bahçeli’nin açıkalaması şöyle:“Milliyetçi Hareket Partisi politikalarının nasıl teşekkül ettiği, söz ve açıklama sınırının ne şekilde oluşup olgunlaştığı belli ve bilinmektedir.Parti yöneticilerimiz, parti üyelerimiz, milletvekillerimiz ve diğer teşkilat mensuplarımız belirlenmiş politik ilkelere aynen uymakla mükelleftir.Bu kapsamda partimizin siyasi faaliyetlerinin belirlenmesinde, parti politikalarının tezahürüyle birlikte kamuoyuna aktarılmasında Ordu Milletvekilimiz Sayın Cemal Enginyurt’un değerlendirme ve açıklamaları Milliyetçi Hareket Partisi’ni bağlamayacaktır.Aziz milletimize ve siyasi muhataplarımıza saygıyla duyurulur.

MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, “AK Parti için durum 31 Mart’ta hiç de iyi görünmüyor. Gerek anketler gerekse sokak alarm veriyor” demiş ve Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Kadir Mısıroğlu’nu ziyaretine de tepki göstermişti.Enginyurt açıklamasında; “AK Parti için durum 31 Mart’ta hiç de iyi görünmüyor. Gerek anketler gerekse sokak alarm veriyor. Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere AK Parti hükümeti ve yetkililerine şunu net şekilde söyleyebiliriz: MHP, Cumhur İttifakı için bir kazançtır, kazanımdır. MHP ile birlikte girilecek bir seçimden büyük başarılar ortaya çıkacaktır, iyi neticeler, güzel sonuçlar alınacaktır. Aksini düşünmek bile istemiyorum. 31 Mart akşamı aksi olduğu takdirde birileri Külliye’de çok ağır zılgıtlar yiyebilir. Herkes aklını başına alsın” demişti.

MHP Lideri Bahçeli’nin flaş açıklamasının ardından Enginyurt twitter hesabından yaptığı açıklamada; “Sayın Genel Başkanımız doğru söylüyor. Cemal Enginyurt olarak benim açıklamalarım, MHPnin resmi görüşünü bağlamaz. MHP Genel Başkanı ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, hareketimizin ve bizlerin tartışılmaz önderidir. Liderimin yaptığı herşeyin, başım üzerinde yeri vardır” dedi.Konuya ilişkin olarak görüştüğümüz MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Twitter hesabından yaptığı açıklamayı tekrarladı ve bir milletvekili olarak görüşlerini dile getirdiğini, ancak Mehmet Özhaseki olmak üzere bazı çevreler tarafından farklı lanse edilmeye çalışıldığını ifade ederek MHP’nin resmi siyasetinin lider Devlet Bahçeli tarafından belirlendiğini söyledi.

Müslüm filmindeki hatayı açıkladı

Vizyona girdiği günden itibaren gişede büyük başarı yakalayan ‘Müslüm’ filmiyle ilgili Gazeteci Soner Yalçın, dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Filmde anlatılan hikayenin Müslüm Gürses’in hayatının birebir aynısı olmadığını vurgulayan Yalçın, Müslüm Gürses’in kız kardeşinin babası tarafından öldürüldüğünün de net olmadığını açıkladı.”Müslüm” filmine gittim… Güzel film; emeği geçen herkese teşekkür ederim. Fakat: Dünyada da böyle; filmi, kurgu değil gerçek sanıyor insanlar!

Müslüm filmi, Müslüm Gürses’in gerçek hayat hikâyesi mi? Seyirci öyle sanabilir. Peki… Bizim meslektaşlara ne oluyor? Filmde anlatılanlar “gerçek” diye haber yapıyorlar! Filmde Müslüm’ün babası, eşini ve kızını öldürüyor.Babası Mehmet Akbaş -gerçek hayatta- kızını öldürdü mü? Medya filmden etkilenip “öldürdü” diye haber yapıyor! Bakınız: Müslüm Gürses hayatını her seferinde farklı anlatırdı. Ne doğru- ne eksik bilmek zordu. Geçmişini unutmak isteyen biriydi. Herkes de buna özen gösterirdi. Ancak mevzubahis olan gazetecilik olunca “yalan habere” göz yummamak gerekir! Babası torbacı idi; esrar/ cıgaralık sarar-içer ve satardı. Eşini “namus meselesi” yüzünden öldürdü.

Kızını öldürdüğünü hiç duymadık! (Keşke Adana’da bir gazeteci şu cinayet dosyasını bulup açıklığa kavuştursa!) Tarihe hakikat mirası bırakmak lazım; senaryo ayrıdır, gerçek apayrı! Filmde, içki kadehi elinden düşmeyen Müslüm Gürses, içkiden ziyade “cıgara” (ve novalgin gibi ilaç) tiryakisi idi. Öyle ki… Film başındaki kazanın sebebi, şoförün (ki taksicidir) uyuması değil, Müslüm’ün “cıgara” dumanından etkilenmesidir. “Mersin 33” pavyonu müdavimleri için bu sır değildir!

Filmde kardeşi Ahmet’in, 1982’de askerden kaçtığı için vurulduğu gerçek; ama Ahmet’in o gün “cıgara çekmekten” kafasının “iyi” olduğu eksik! Müslüm Gürses’de sır çok… ALEVİ Mİ? Müslüm Gürses, “Arap Alevisi” olduğunun bilinmesini istemezdi! Bundan da emin değilim. Çünkü: Doğduğu, Urfa-Fıstıközü bir Türkmen köyü. Adı önce Türkçe “Tisa” idi. Müslüm’ün soyu 1865’te iskan yoluyla köye yerleştirilen “Küçük Aşolar” (Akbaşlar). Köydeki bir diğer göçebe aile “Ertaşlar”; Muharrem ve Neşet Ertaş’ın soyuydu. Ertaşlar, “Türkmen Alevisi” olduğundan, Müslüm Gürses “Arap Alevisi” mi emin değilim? Bu konular araştırmaya muhtaç; ne yazık ilgilenen pek kimse de yok… “Müslüm” filmi… Bir “ikonlaştırma” çabası içinde… Acaba salt Muhterem Nur’un anlattıkları üzerine mi inşa edildi? (Müslüm’ün vasiyeti vardı “filmim çekilmesin” diye! Sonra ne değişti?) Kurgunun, gerçeği yansıtmadığının altını bir kez daha çizmek isterim.

Kuşkusuz… Müslüm Gürses, Muhterem Nur’u çok sevdi. Ama aseksüel idi. Muhterem Nur dışında hayatına giren tek kadın buluğ çağında oldu. Adana’da tekstil atölyesinde iç çamaşırı diken kadınla yakınlaştı; kadın ona bisiklet aldı. İlk politik kavramları da o kadından öğrendi; “sömürü”, “emek” gibi..Politikası olmayan bir “protest” idi Müslüm… Kuşkusuz… Muhterem Nur’un, Müslüm Gürses üzerinde emeği çok. Bahçelievler-Bakırköy’de o kadar daireleri varsa bu onun sayesinde oldu. Müslüm’ün hayatta tek lüksü, sık sık takım elbise almaktı… Kuşkusuz… Müslüm Gürses ile Muhterem Nur “acının birleştiği” iki yaralı insandı. Yaşadıkları zorlu hayatı birbirlerine yaslanarak atlatmaya çalıştılar. Evet, insan yaşadığı koşulların ürünü; ikisinin de hayatı ateşin içinden doğan “arabesk” idi; “dibin dibi” olanından! İşte bu acılı ruh… Müslüm’ün yüreğinden çıkan sesinde yankı buldu. Muhterem Nur’un ise koruyucu sevgisinde…

Müslüm Gürses… Sosyal ve toplumsal tarihimize mal olmuş “öteki “nin sesi… Doğarken ölen “alnı kara “/kadersizlerin feryadı… Uyumsuzların, çaresizlerin, küskünlerin yanık çığlığı… -Sisteme değil- kendine isyan eden ezilmişlerin jiletli itirazı: “Tanrım beni baştan yarat!” Müslümcülerin vücudunu jiletlemesi, kendinden memnun olmadığının ritüeli /”ayini!” Müslüm Gürses… Ne bir Orhan Gencebay, ne de bir Ferdi Tayfur! Magazin hayatı yok… Lüks yaşamı yok…

Gösterişi, şımarıklığı yok… Orhan ve Ferdi’nin tersine o bir tutunamayan! Filmlerinde bile mutlu son bulunmaz; çoğunlukla ölür! Arabesk, sadece müzik değil, yaşam biçimi. “Delikanlılık” kültürünün sembolü; bıyığını kesmez; haksızlık yapmaz, lüks yatlara binmez. Ağır, dürüst, efendi ve hep gariban! “Arabesk dünyanın” en mazlumudur Müslüm… Peki “kaç Müslüm Gürses” var? Örneğin, sonra pop söylemedi mi? Sorunun yanıtı soru: Pop mu arabeski değiştirdi; arabesk mi popa ruhunu verdi? Kayahan’dan Ahmet Kaya’ya hepsi “arabesk ruh” taşımaz mı? Uzatmayayım. Bir filmden tüm bunları anlatması beklenemez. Keza sonuçta: Ülkemizin gerçeği şudur: Biz…

Emniyet Müdürü kızına ceza yazan polise bunu yaptı

Tekirdağ Emniyet Müdürü Mustafa Aydın’ın kızı Gizem Aydın trafikte telefonla konuşarak araç kullanınca polis tarafından para cezasına çarptırıldı. Olayı duyan Emniyet Müdürü Aydın ise, polise ödül ve takdirname gönderdi.Tekirdağ Emniyet Müdürü Mustafa Aydın, araba kullandığı sırada telefonla konuşan kızına ceza yazan trafik polisini ödüllendirdi.Alınan bilgiye göre, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Trafik Şubesi’nde görevli polis memuru, Aydın’ın kızı Gizem Aydın’ı trafikte seyir halindeyken telefonla konuşurken gördü ve aracı durdurdu.

Polis memuru Gizem Aydın’a,”Seyir halinde cep veya araç telefonu ile benzer haberleşme cihazlarını kullanmak” suçundan para cezası uyguladı.Emniyet Müdürü Aydın, durumdan haberdar olduktan sonra cezayı kesen polis memurunu takdirname ile ödüllendirdi.

Aydın, yaptığı açıklamada, trafik kurallarına herkesin uyması gerektiğini belirterek, “İlk önce bizler trafik kurallarına riayet etmeliyiz. Daha sonra ise vatandaştan uymasını beklemeliyiz. Kızıma ceza yazan polise takdirname verdim. Arkadaşımız görevini yapmış. Trafikte seyrederken telefonda konuşulmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Erdoğan ters köşeye yatıracak

İstanbul ve Ankara başta olmak üzere, yerel seçimlerde aday gösterilecek isimler AK Parti kulislerinin ana gündem maddesi haline geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurmayları ile yaptığı belediye başkan adayları toplantısında, İstanbul, Ankara ve İzmir’le ilgili ‘mevcut durum’ üzerinden değerlendirme yapıldığı, yeni adaylar konusunda bir müzakerenin olmadığı öğrenildi.Ancak, İstanbul için ismi en çok konuşulanlardan biri olan TBMM Başkanı Binali Yıldırım’la ilgili farklı değerlendirmeler yapılıyor.

AK Parti kaynakları, “Cumhurbaşkanımız, İstanbul için bir risk görmezse, Binali Bey’i yerinden oynatmaz. Şu anda da AK Parti açısından İstanbul’da bir risk söz konusu değil. Anketlerde, 45-50 bandındayız” değerlendirmesi yaptı. Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun adı hem Ankara hem de İstanbul için dillendirilirken, eski bakanlardan Mehmet Müezzinoğlu da Bursa ve İstanbul için konuşuluyor. Soylu’nun tüm bu tartışmaların dışında kalarak, ‘bakanlık görevini sürdürmek’ istediği belirtiliyor. Müezzinoğlu’nun İstanbul yerine Bursa için şansının daha fazla olduğu yorumu yapılıyor.

Parti’nin yaptırdığı anketlerde, İstanbul için sürpriz bir şekilde eski başkan Kadir Topbaş’ın da adının çıktığı ileri sürüldü. AK Parti kurmayları, Cumhurbaşkanın ‘Ters köşe’ yaparak, kamuoyunda tartışılan bu isimlerin dışındaki başka bir adayı da gündeme getirebileceğini belirtiliyor. Bu arada 3 dönem kuralına takılan belediye başkanlarının büyük bölümünün yeniden aday olmak istediği ve bu niyetlerini genel merkeze bildirdikleri öğrenildi. İstanbul’un üç dönemlik 8 ilçe belediye başkanından biri hariç diğerlerinin adaylık başvurusu yaptığı belirtiliyor. AK Parti kurmaylarına göre, 3 dönemlik başkanların neredeyse tamamına yakının yeniden aday yapılması ihtimali bulunmuyor.

Üç dönem kuralının işleyeceğini açıklayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, bazı yerlerde bu kurala takılan isimlerin devam etmesi görüşü çıkarsa MYK’da görüşüleceğini, bir elin parmakları kadar isimlerin devamı yönünde bir kararın çıkabileceğini bildirdi.Üç dönemi doldurmuş olanların başka görevlerde değerlendirilebileceğine dikkati çeken Özhaseki, “İstanbul için 39 ilçe var, 8 arkadaşımız orada 3 dönemi dolduruyor. Bu arkadaşlarımızın bazılarına başka ilçelerde veya başka illerde, bulundukları şehirlerde görev verebiliriz” ifadelerini kullandı.