Erdoğan’ın sandık kararı

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir yandan yerel seçimlerdeki oy kaybının teşkilat üzerindeki moral bozukluğunu gidermeye çalışırken diğer yandan yeni kurulan partiler nedeniyle tabanın erimesini önlemeye çalışırken gazeteci Murat Yetkin kulisi yazdı. İki ay sonra, 3 Kasım’da AK Parti iktidarda 17 yılını doldurmuş olacak. Bu onyedi yıl boyunca her dara düştüğünde sandığa başvuran, kim ağzını seçim diye açacak olsa hodri meydan diyen ve

kazanan Erdoğan, artık bu takata sahip görünmüyor.

Erdoğan’ın sandık ile iligli fikirlerini gazeteci aktarımda bulundu.

ERKEN SANDIK

Bunun bir nedeni CHP’ki Ekrem İmamoğlu’nun 31 Mart’ta İstanbul’u almasına kabul edemeyen Erdoğan’ın 23 Haziran’da ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli’nin tam desteğine rağmen aldığı yenilgidir.

Onyedi yıldır ilk defa Erdoğan kendi kitlesi gözünde de “yenilmez”, ya da “dokunulamaz” olma özelliğini kaybetmiş durumdadır. Erdoğan’ın “yenilmez” görüntüsünün hasar almasının ilk sonuçlarından birisi, AK Parti içindeki huzursuzluğun, hem de yüksek sesle açığa vurulmaya başlaması oldu. Bir açıdan bakıldığında, Kongre sürecinin başladığı AK Parti’de bu durumun aslında Erdoğan’ın zaten artık istemediği isimlerden, hem de kalan kitleyi kendisine bağlamak için teşhir ederek kurtulması olarak nitelemek mümkün.

Öte yandan Davutoğlu dahil bazı isimler “giderse gitsin” denemeyecek kitle bağlarına sahip. Özellikle HDP’li Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanlarının görevden alınması, yerlerine kayyum atanması, CHP’nin HDP’lileri yalnız bırakmaması, dahası İmamoğlu’nun Diyarbakır’a gidip bir de Atatürk resmi hediye etmesi AK Parti’de canları sıkmış vaziyette. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İmamoğlu’na “pejmürde etme” tehdidinde bulunması böylesi bir sıkışmanın dışa vurumu.

Daha önce 15 milletvekili ödünç vererek Meral Akşener’in Meclis’te grup kurmasını, seçime girebilmesini sağlayan Kılıçdaroğlu geçenlerde yine aynı yöntemle İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde İYİ Parti’nin grup kurmasını sağladı. AK Parti erozyona uğrarken muhalefet birbirini kollar durumda. Ve tabii ekonomi. Ekonomi son üç çeyrektir, 9 aydır sürekli küçülüyor. Hazine ve Maliye Bakanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın başarılı gidişten söz etmesinin ise hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısını ceplerinde hisseden geniş kesim için ne ifade ettiğini bir seçimle sınamaya niyeti yok Erdoğan’ın.

Erdoğan 2002’de kendisini iktidara getiren asıl etkenin ekonomik kriz olduğunu biliyor. Kılıçdaroğlu’nun “Madem düzelteceğiz diyorlar, düzeltsinler, erken seçim istemiyoruz” demesi boşuna değil. Seçime bu nedenle de istekli değil Erdoğan. Ama toplumların hayatında öyle anlar gelir ki, sandık kendisini dayatabilir. İşte o zaman neler yaşanacağı, Türkiye’nin de, bölgesinin de kaderini tayin edebilir.

Davut oğlu Ak Parti’den çıkartıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sona erdi. MYK toplantısında, Ahmet Davutoğlu, Ayhan Sefer Üstün, Abdullah Başcı ve Selçuk Özdağın, AK Parti İçtüzüğüne aykırı eylem söz ve davranışlarında bulundukları gerekçesiyle oy birliği ile partiden kesin ihraç talebiyle Merkez Disiplin Kuruluna sevk edildi. MYK’dan çıkan ihraç talebi AK Parti Merkez

Disiplin Kuruluna sevk edilecek.

Sürecin nasıl işleyeceği açıklandı Davutoğlu yazılı başvuracak.

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu’nda ihraç kararları geldi.

Ardından Disiplin Kurulu Başkanı Ahmet Aydın, kurulu toplayarak ihracı istenen kişilerden sözlü ve yazılı savunma isteyecek. Disiplin Kurulunun sözlü ve yazılı talebine belli bir süre içeresinde cevap gelmezse otomatik olarak üyelikleri düşecek.

Revizyon yerine neşter

Kabine revizyonu son günlerin en çok tartışılan konusu durumunda. Herkes gidecek ve gelecek isimleri konuşuyor. Değişikliği yapacak olan Erdoğan’ın gündeminin ilk sırasında kabine değil, örgüt var. Birgün gazetesinden Yaşar Aydın’ın haberine göre AK Parti kulislerinde kabine değişikliği için isim soruşturduğumuzda başka bir manzara ile karşılaştık. Milletvekilleri ve parti yöneticilerinin

elindeki listelerin kabine için değil.

İl ve ilçe örgütleri yöneticileri için olduğuna şaşırarak tanıklık ettik.

İLK DEĞİŞECEK İLLER

Bu büyük teyakkuz halini, konuştuğumuz bir AK Parti’li “önce evin içinde huzuru sağlamalısınız” diyerek durumu özetliyor. Yenileme büyük oranda Saray eliyle gerçekleşecek.

Kendi illerinde belirlenecek yöneticiler için az da olsa etki edebileceğini düşünen milletvekillerinin çabası görülmeye değer. AK Parti’nin 6. Olağan Kongresi’nden bu yana yaklaşık bir yıl geçti. Bu kadar kısa bir süre sonra il ve ilçe örgütlerinin tartışılmaya başlanması ve operasyon beklentisi, Erdoğan’ın örgütüne güvensizliğinin göstergesi olarak algılanıyor. “Hangi iller değişir” diye sorduğumuz AK Parti’lilerin “değişmeyeceklerin sayısı bir elin parmağını geçmez” yanıtı yukarıdaki tespiti de doğrular nitelikte.

İlk operasyonun, 31 Mart seçimlerinde kaybedilen iller ve İstanbul’da yaşanacağına kesin gözü ile bakılıyor. Antalya, Ankara, Kocaeli, Konya, Eskişehir gibi iller ise İstanbul’un arkasında sıralanıyor. CEMAAT TRAVMASI 6. Kongre öncesi başta büyük kentler olmak üzere il yönetim kurullarındaki isimleri Erdoğan’ın tek tek inceleyerek atadığı biliniyor. Bu kadar kısa sürede değişime duyulan ihtiyaç bizzat partililer tarafından “cemaat travması” olarak tanımlanıyor.

ERDOĞAN’IN ZOR KARARI

Parti içerisinde değişimde kararlı olan Erdoğan’ın işi bu kez biraz daha zor. Güç odaklarını gözetirken aynı zamanda da kendine mutlak bağlılığından emin olduğu isimleri bulmak zorunda. Üstelik bu sefer ‘isteyen gitsin’ lüksü de yok. Sonbahara AK Parti içindeki tartışmalarla gireceğiz. Bu tartışma partinin içine gireceği uzun kışın habercisi de olabilir.

Kongrede rakip olacağı öne sürüldü

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın sonbaharda kongre sürecini başlatacağını açıklamasının ardından AK Parti içerisinde halen üye sıfatıyla bulunan Ahmet Davutoğlu’nun bundan sonraki süreçte atacağı adımlar da merak edilmeye başlandı. Yerel seçimlerin ardından AK Parti’nin çöküşe geçtiği fikri parti içerisindeki muhalif çevrelerde ağırlık kazanırken, Abdullah Gül tarafından

desteklenen Ali Babacan yeni parti çalışmalarını hızlandırdı.

Ali Babacan partiden istifasını vererek ayrılığını kamuoyuyla duyurdu.

İKİNCİ İSİM ÖNE SÜRÜLDÜ

Ali Babacan’ın ekibinden bağımsız olarak AK Parti’ye yönelik eleştirilerini sürdüren eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ise itirazlarını parti içerisinden bir isim olarak sürdürmeye devam ediyor.

Adaylık için nabız yokluyorAK Parti’de muhalif seslerin gittikçe artması üzerine Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak olağanüstü kongre sürecini sonbahardan itibaren başlatacaklarını açıkladı.

Yeniçağ’dan Tolgahan Karaoğlu’nun haberine göre; Erdoğan bu hamleyle küskünlükleri en aza indirmeyi ve hız kazanan yeni parti hazırlıklarına karşı teşkilattan kaymaları önlemeyi amaçlarken Davutoğlu’nun da olağan kongrede adaylık için nabız yokladığı belirtildi.

Davutoğlu’nun önceliği…Davutoğlu’nun 14 Mayıs 2000 tarihinde gerçekleşen Fazilet Partisi olağan kongresinde ortaya çıkan durumu hedeflediği öne sürüldü. Fazilet Partisi’nin kongresinde siyasi yasaklı olan Necmettin Erbakan’ın desteklediği mevcut genel başkan Recai Kutan’a karşı partinin yenilikçi kanadı Abdullah Gül’ü aday çıkarmıştı. Gül kongreyi kaybetmesine rağmen 521 delegenin oyunu alması Türk siyasetinde büyük ses getirmiş ve AK Parti’nin kuruluşunu tetiklemişti.

Ahmet Davutoğlu’nun, sonbaharda başlayacak kongre sürecine kadar il başkanları ve delegelerle görüşmeler gerçekleştirmeyi ve bu süreçte parti teşkilatlarına kendisini ifade etmek istediği ifade edildi.

Davutoğlu’nun, kongrede genel başkanlık yarışına katılmaması ya da katılıp kaybetmesi durumunda yeni parti çalışmalarına başlayacağı belirtildi.

Yüzde 51 hesabı

Siyasi kulislerde bir süredir erken seçimin hangi koşullarda gündeme gelebileceği tartışılırken, Cumhurbaşkanı’nın bir dönemini harcamamak için seçim istemeyeceği, yeni sistemle birlikte parlamentonun da en az 360 milletvekilinin oyuyla seçim kararı alması hükmü nedeniyle AK Parti ve MHP istemeden bunun mümkün olmayacağı dile getiriliyor. Erken seçimin ancak yeni kurulacak partilerin grup

kurması bu partilere geçiş olması durumunda ortaya şu tablo çıkacak.

Cumhur İttifakı’nın Meclis’teki komisyonlarında çoğunluğunu yitirse ne olur.

GRUP KURMALARI BİŞEY DEĞİŞTİRMEZ

Hükümetin yasa çıkaramayacak derecede sistemin tıkanması durumunda erken seçimin gündeme geleceği konuşuluyor. Ancak AK Parti kulislerinde, yeni kurulacak partilerin grup kurması ve AK Parti’den 20’ye yakın milletvekilinin ayrılması durumunda bile Meclis komisyonlarında çoğunluk sıkıntısı yaşanmayacağı, bu sayının üstünde geçişler olması durumunda ise Cumhur İttifakı devam ettiği sürece sorun yaşamayacağına dikkat çekiliyor.

YÜZDE 50+1 DENGESİ

Sorun seçmen geçişi’ Kulislerde, kurulacak yeni partilerin mutlaka siyasette bir etki yaratacağı, ancak en büyük etkinin ittifaklar nedeniyle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olacağına işaret ediliyor. Erdoğan’ın 24 Haziran seçimlerinde AK Parti’nin oyları yüzde 42 oranında çıksa da MHP ile ittifak yapılmasıyla birlikte yüzde 52.6 oranında oy alarak seçildiğine dikkat çekilirken, yeni kurulacak partilere AK Parti ve MHP seçmeninden yaşanabilecek 2 puanlık bir geçişin bile ilk yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın ilk turda seçilmesini zora sokacağı değerlendirmesi yapılıyor.

Yeni kurulacak partilerin 24 Haziran’daki ittifakları yeniden şekillendireceği kaydedilirken, “Siyaset ne getirir bilinmez ama Babacan ve Davutoğlu’nun parti kurması durumunda kendilerini hainlikle suçlayan Erdoğan ile ittifak yapması pek olası gözükmüyor. Bu durumda bu iki partinin yönü diğer partilere kayacaktır. Bu durumda ittifakta kartların yeniden karılmasını gündeme getirir” yorumu yapılıyor.

MHP Ak Partinin mayasını bozuyor

AK Parti’de 4 dönem milletvekilliği ve genel başkan yardımcılığı yapan, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu eski Başkanı Ayhan Sefer Üstün, “Ak Partililer neredeyse artık bir MHP’li, bir ülkücü gibi düşünmeye başladılar. Benim için en büyük sıkıntı bu. Ak Parti’nin demokrat bir yapısı vardı” diyerek partisinin MHP ile ittifakını eleştirdi. MHP’nin, AK Parti’nin mayasını bozduğunu ileri süren Üstün

MHP ile ittifakın bize bir faydası yok.

Bir zaman gelecek elinde MHP’lileşmiş, aşırı sağa kaymış bir parti kalacak.

ERDOĞAN’A YAPTIĞI BENZETME KIZDIRACAK

MHP, benim partimin mayasını bozuyor. Bizi dinlemek varken Perinçek dinleniyor” diye konuştu. Ayhan Sefer Üstün, Türkiye’de uygulanan başkanlık sistemine ise ‘ucube sistem’ benzetmesi yaparak ağır eleştirilerde bulundu.

UCUBE SİSTEM

Üstün, “Ucube parlamenter sistemden kaçalım derken başka bir ucube sisteme yakalandık. Burada kuvvetler ayrılığının olmadığı, parlamentonun iyice güdükleştiği bir sistemle karşı karşıyayız, bu sistem başkanlık sistemi değil” diye konuştu. Ayhan Sefer Üstün, o dönemde eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 18 sayfalık itiraz metnini Cumhurbaşkanı Erdoğan ile paylaştığını da sözlerine ekledi.

Masadaki anket parti koridorlarına yansıdı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak arasındaki rekabet AK Parti koridorlarında devam ediyor.AK Parti içindeki rüzgar, yerel seçimlerden sonra hız kesmeden devam ediyor. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Bakan Ali Babacan’ın parti kurma çalışmaları AK Parti’yi nasıl etkileyeceği konuşuluyor. Diğer

tarafta ise parti içindeki hesaplaşma sürüyor.

Anket AK Parti genel merkezi koridorlarında büyük yankı uyandırdı.

ALBAYRAK’A BÜYÜK Ş’OK

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak arasındaki rekabet AK Parti koridorlarında devam ediyor. Parti yönetiminde ve bakanlıklar değişim yaşanmasının beklendiği günlerde, AK Parti koridorlarında bir anket sonucu elden ele geziyor.

PİAR Araştırma, geçen günlerde yeni bir anket sonucunu açıkladı. Ankette, bakanların tanınırlığı ve başarısı da soruldu. Berat Albayrak en çok tanınan bakan olurken, ankete katılanların yüzde 88.2’si tarafından başarısız bulundu. Anket sonuçlarına göre en başarısız bulunan bakan Albayrak oldu. Albayrak yüzde 2.1 oranında başarılı bulunurken, ankete katılanların yüzde 9.3 fikrinin olmadığını beyan etti.

SOYLU “EN BAŞARILI”

Albayrak’tan sonra en çok tanınan bakan ise İçişleri Bakanı Süleyman Soylu oldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun tanınma oranı yüzde 72.5 olarak ölçüldü. Soylu’yu başarılı bulanların oranı yüzde 45.2, başarısız bulanların oranı ise yüzde 45 oldu. Anket, en başarılı bulunan bakanın Süleyman Soylu olduğunu gösteriyor. İşte AK Parti koridorlarında cep telefonlarında paylaşılan bu anket gösterilerek iki bakan karşılaştırılıyor.

İşte o anket;

Başkenti çalkalayan liste

AK Parti’nin kurucularından Ali Babacan’ın yeni bir siyasi oluşum için istifası sonrası Ankara kulislerinde istifası cebinde hazır olan AK Partililer olduğu iddia edildi. İşte gündeme b’omba gibi düşen o liste…AK Parti’nin kurucularından ve önde gelen isimlerinden biri olan Ali Babacan’ın istifası Ankara gündeminde bomba etkisi yarattı. Kulisler bir anda ‘yeni istifalar

gelecek’ iddialarıyla çalkanmaya başladı.

Gerçek gündem listeyi açıkladı.

FLLAŞ LİSTE

Gerçek Gündem’in haberine göre, Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin, eski Başbakan Yardımcısı Prof. Beşir Atalay, eski Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, eski Diyanet’ten sorumlu Devlet Bakanı Prof. Mehmet Aydın,

Eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’ün de aralarında bulunduğu isimlerin önümüzdeki günlerde AKP’den istifa edecekleri, eski AKP MKYK üyesi ve eski Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can’ın da yeni parti çalışmaları içinde yer alacağı iddia edildi.

Ali Babacan Akpartiden ayrıldı

Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan, kurucuları arasında yer aldığı AK Parti’den 18 yıl sonra istifa etti. 14 Ağustos 2001’de kurulan AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan, AK Parti hükümetlerinde 13 yıl boyunca ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı görevlerini üstlenen Ali Babacan istifasını duyurduğu metinde yeni parti hazırlıklarına

ilişkin ilk resmi açıklamasını da kamuoyu ile paylaştı.

Dilekçesinde çok ağır eleştirilerde bulundu.

KALBEN AYRIŞTIK

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki yeni uygulamalar ile aklen ve kalben ayrışma yaşadığını vurguladı. Babacan açıklamasında şu ifadelere yer verdi: 14 Ağustos 2001 tarihinde kruucu üyesi olduğum Adalet ve Kalkınma Partisi’nde 14 yıl MKYK üyeliği yaptım. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra 13 yıl Bakanlar Kurulu Üyesi oldum. Bu süre içerisinde ülkemizin elde ettiği büyük başarılara katkı vermekten onur duydum. Görevde olduğum dönemlerde partinin kuruluş ilke ve değerlerini hem ülkemizde hem de dünyada inanarak savundum.

Türkiye’nin tarihi dönüm noktalarında, doğrular için verilen byük mücadelenin bizzat içinde olmak benim için şeref oldu. Son yıllarda ise pek çok alanda yapılan uygulamalar ile inandığım ilke, değer ve fikirler arasında derin farklılıklar oluştu. Aklen ve kalben bir ayrışma yaşadım. Aynı süreçte Türkiye yeni sınamalarla karşı karşıya kaldı. Dünya hızla değişti. Ülkemizde ise parlak bir gelecek vaat eden, bambaşka beklentileri olan, dinamik, yeni nesillerimiz var artık. İçinde bulunduğumuz şartlarda, Türkiye için yepyeni bir gelecek vizyonuna ihtiyaç vardır.

Ülkemiz için her alanda doğru analizler, yeniden düşünülmüş stratejiler, planlar, programlar gerekmektedir. Çok çeşitli kesimlerle yaptığımız istişareler de bunu teyit etmektedir. Türkiye’nin bugünü ve geleceği için yeni bir çalışma başlatmak lkaçınılmaz hale gelmiştir. Ben ve pek çok arkadaşım, böyle bir çalışma için büyük ve tarihi bir sorumluluk hissetmekteyiz. Bu süreçte, aynı ahlaki ve toplumsal sorumluluğu hisseden çok sayıda insanla tnaışmış olmak da bizim için çok sevindirici olmuştur. İnanıyorum ki, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözümü, ancak, temsil gücü yüksek ve geniş bir kadro çalışmasıyla mümkün olacaktır.

Beraberce çalışmak ve ortak aklı hedeflemek zorundayız. Çalışmalarımızın bağımsız ve özgür bir şekilde yapılması büyük önem taşımaktadır. Her konuda beyaz sayfalarla işe başlamak gerekmektedir. Bu gerçekler dikkate alındığında, Adalet ve Kalkınma Partisi kurucu üyeliğimin devam etmesi maalesef mümkün görünmemektedir. Bugün ititbariyle istifa dilekçemi parti genel merkezine ulaştırdım.

Hepmizin amacı ülkemizin itibarını yükseltmek, halkımızın refah ve mutluluğunu artırmak, Türkiye’yi hak ettiği güzel bir geleceğe ulaştırmaktır. İnsan hakları, özgürlükler, ileri demokrasi ve hukukun üstünlüğü vazgeçilmez ilkelerimizdir. Siyasete ilk girdiğim günden bu yana bunlar için canla başla çalıştım. Allah sağlık ve ömür verdiği sürece bundan sonra da çalışmaya devam edeceğim. Saygılarımla, Ali Babacan

değişiklik başlıyor

Yerel seçimlerin ardından AK Parti, 4 yıllık seçimsiz dönemde teşkilatlarını yeniden yapılandıracak. İl ve ilçe teşkilatları ile bölge koordinatörlerinin çalışmalarıyla hazırlanacak rapor ile parti teşkilatlarında yeniden yapılanmaya gidilecek. Yerel seçimlerin ardından detaylı değerlendirmeleri sürdüren AK Parti, seçimsiz geçirilecek 4 yılı aşkın süreyi partide yenilenmeyi sağlama adına önemli bir fırsat olarak değerlendiriyor. Bu kapsamda parti teşkilatlarında yeniden yapılanmaya gidilmesi için çalışmaların her bölgede yapılacak tespitlerin ardından gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

Notlar çıkarıldı Star’ın haberine göre; AK Parti’de teşkilatların performanslarıyla ilgili çalışmalar 31 Mart’ın hemen ardından yapıldı.

Hemen ardından yenileme seçimleri nedeniyle 23 Haziran İstanbul seçimlerine ağırlık verildi. Teşkilatlara ilişkin değişikliklerle ilgili çalışma için 23 Haziran’ın da sonuçlanması beklendi. Türkiye’nin seçimsiz bir döneme girmesi nedeniyle AK Parti’de, yenilenme ihtiyacı olan teşkilatlara ilişkin tespitler yapılarak nasıl bir yenilenmenin sağlanması gerektiğiyle ilgili çalışmalara hız verildi.

Tespitler yapıldı Teşkilatların 31 Mart performansları üzerinden tespitler, Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı tarafından yapılırken, özellikle il koordinatörlerinin detaylı bir çalışmayı yaparak ilgili başkanlara sundukları belirtiliyor. İl koordinatörü olan isimlerle birlikte bölge koordinatörlerinin de sorumlu oldukları illerle ilgili çalışmaları, her an değerlendirmeye sunmak üzere hazır tuttukları kaydediliyor.

Yaz boyu çalışma Teşkilatlarla ilgili çalışmaların bu aydan itibaren gözden geçirme ve değerlendirme şeklinde devam etmesi bekleniyor. Öncelikli olarak teşkilatların, 31 Mart yerel seçimlerine ilişkin sonuç değerlendirme raporları gözden geçirilecek. Teşkilatlardaki eksiklikler, aksayan yönler ve gerek il başkanları, gerekse ilçe başkanları düzeyindeki performans durumları değerlendirilecek. Vatandaşla temasta eksikliğe yol açan il ve ilçe başkanlarının gözden geçirme süreci başlayacak.